Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8546 E. 2014/2526 K. 12.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8546
KARAR NO : 2014/2526
KARAR TARİHİ : 12.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14’te, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.” denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı kanun Madde 124’te;
“(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin Dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda; sanık …’in, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık … ile birlikte .. Çiçekçilik Uluslararası Taşımacılık Ltd. Şti. Adı altında şirket kurdukları, şirketin resmi kayıtlarda sanık … ile beraat eden sanık … adına tescil edildiği, şirket müdürünün de yine beraat eden sanık …’nin olduğu, sanık …’in kendisini şirket yetkilisiymiş gibi tanıtarak ucuz makine yağı sattığı hususunda reklam yaptıkları, bu şekilde katılan …’in bir tanıdığı vasıtasıyla telefon numarasını temin ettiği sanık …’i arayarak madeni yağ alımı için görüştüğü, kendisini Mehmet olarak tanıtan sanık …’in, katılanı pazarlık yapmak için Mersin’e çağırdığı, katılan …’in, yanında arkadaşı tanık Mustafa ile birlikte Kayseri’den Mersin’e geldiği ve suça konu şirkete gittiği, burada sanık … ile görüştükleri esnada, başka bir dolandırıcılık iddiası nedeniyle emniyet mensuplarınca işyerine baskın yapılması üzerine sanıkların yakalandıkları, bu şekilde sanık …’in şirket faaliyeti kapsamında katılan …’e madeni yağ satma vaadinde bulunduğu ancak para alamadan polisler tarafından yakalandığı sabit olmakla nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5 gün olarak tayin edilen adli para cezasından, teşebbüs nedeniyle ¼ oranında indirim yapılırken “3 gün” yerine “4 gün” , buna bağlı olarak TCK’nın 62. maddesi uygulanırken “2 gün” yerine “3 gün” adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı kanunun 322’nci maddesi uyarınca hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “4 gün”, “3 gün” ve “60,00 TL” ibarelerinin tamamen çıkartılarak yerlerine , “3 gün”, “2 gün” ve “40 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.