Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/855 E. 2013/13715 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/855
KARAR NO : 2013/13715
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan müşteki kurumun, 5271 sayılı CMK’nın 260.maddesinin 1.fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
. Devlet Hastanesi’nde radyoloji uzmanı olarak görev yapan sanığın, hastane kayıtlarında full-time çalışıyor göründüğü, başka kurumda part tıme çalışan kişilere döner sermaye ve ek ödemelerin yüzde altmış eksik ödendiği, sanığı, … tarafından verilen radyoloji ruhsat belgesi ile,… Özel … Polikliğinde de part-time olarak çalışıp,
durumuyla ilgili bu değişikliği kurumuna bildirmeyerek, kesintiler yapılmadan döner sermaye ve ek ödeme alarak hak ettiğinden fazla kazanç sağlayarak 52.522.45. TL haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Sanığın Özel …Polikliniğinde fiilen çalıştığı belirtilmekle, ilgi kliniğin hasta muayenesine ve sanığın yaptığı işlemlere ilişkin bütün kayıtlarının getirtilmesi, aynı şekilde sanığın çalıştığı… Devlet Hastanesi’nin de ödemelere ilişkin kayıtların getirtilmesi, başka yerde bu şekilde çalışılması halinde döner sermaye ve ek ödemeden kesinti yapılması durumunun, mesai saatleri dışında çalışma halini de kapsayıp kapsamadığı ve döner sermaye ile ek ödemeden kesinti yapılmasının, kişinin bildirimine bağlı olup olmadığı hususlarının ilgili idareden sorulması, sanığın fiilen hastanede 2004 yılının Temmuz ayı ile Aralık ayında çalıştığı hususunda ilgili poliklinik sorumlusu tanık Okan Önerci’nin idareye verdiği beyanının bulunması karşısında, zararın ve suç tarihinin belirlenmesi açısından, hangi tarihler arasında çalıştığının kesin olarak belirlenmesi, sanığa ilgili klinikten ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, gerekirse sanığa ait banka kayıtlarının incelenmesi, buna dair bilgi ve belgelerin dosya içine konulması, bütün delillerin toplanmasından sonra içinde uzman doktor, muhasebeci ve … uzmanın da bulunduğu bilirkişi kuruluna dosyanın tevdii edilerek, sanığın bu çalışma nedeniyle kurumun ne kadar zararına sebebiyet verdiğinin kesin olarak tespit edilmesi, 5271 sayılı CMK’nın 234. maddesi kapsamında; müşteki olarak kararı temyiz eden …’nın usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilip temsilci veya vekilinin dinlenilmesi, delillerinin sorulması, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, müşteki vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.