YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8779
KARAR NO : 2014/2982
KARAR TARİHİ : 19.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Salatalık üreticiliği yapan katılanın ürünlerinin şoförlük yapan sanık tarafından hal kompleksine götürülüp satılması, sanığın tahsil ettiği parayı katılana ödemesi hususunda tarafların anlaştıkları ancak sanığın teslim aldığı ürünün bir kısmını katılanın anlaştığı komisyoncu haricinde başka bir komisyoncuya satıp tahsil ettiği parayı katılana vermeyip uhdesinde tuttuğu iddia ve kabul olunan olayda, mahkemenin “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın geçmişteki hali, suç işleme hususundaki eğilimleri, yargılama aşamasında pişmanlık göstermemesi gerekçeleri ile hapis cezasının ertelenmemesine karar verildiği hususu da gözetildiğinde, sanık hakkında “sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonra ve yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları” göz önüne alınarak 5237
sayılı TCK’nın 62.maddesinde düzenlenen takdiri indirimin uygulanmamasının gerekçeli ve dosya içeriği ile uyumlu olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki takdiri indirimin uygulanmamasının gerekçesinin yeterince gösterilmediğine ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümlerdeki “100 gün”, “125 gün”, “2.500,00 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “120,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.