YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8783
KARAR NO : 2013/20234
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun,tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu Madde 14 de, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “ denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı Kanunun 124. maddesinde,
“(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 de yönetim kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda; sanık …’ün sahibi olduğu Şirin Anıl Konut Yapı Kooperatifine ait 46188 ada üzerindeki 16 no’lu mesken hissesini 02/06/2006 tarihli hisse devir sözleşmesi ile katılan …’e devrettiği, sözleşmede devir bedelinin nakden ve tamamen alındığına dair açıklamaya yer verildiği, söz konusu sözleşmede tarafların imzasının yanı sıra … Konut Yapı Kooperatifi kaşesi ve kooperatif yönetim kurulu başkanı sanık …’ün imzasının bulunduğu, müşteki …’ten 02/06/2006 tarihli A-2 nolu para makbuzuyla 13.500 TL kooperatif adına tahsilat yapıldığı ve sanık …’ün 46188 ada üzerindeki 16 nolu mesken hissesini müşteki …’e devrettiğine dair 99 sayılı yönetim kararı alındığı, buna rağmen … Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri olan sanıklar …, … ve …’un 06/10/2006 tarihinde 107 sayılı yönetim kurulu kararıyla …’ün 46188 ada 16 nolu mesken hissesini Sait Bingöl’e devrettiğine dair karar almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilmiş ise de; sanık …’ün kooperatifteki hissesini katılana satmak amacı ile 02.06.2006 tarihli sözleşme imzalandığı, anılan sözleşmede bedelin peşin ödendiği belirtilmesine rağmen, bilahare bedelin inşaat malzemeleri karşılığında ödenmesi hususunda 03.06.2006 tarihli yeni bir protokol düzenlendiği, katılanın satış bedeli olarak sanık …’e nakit veya inşaat malzemesi
olarak herhangi bir ödeme yapmadığı, sadece kooperatife makbuz karşılığı 35.500,00 TL ödeme yaptığından bahisle, katılanın hisseyi devraldığına ilişkin 02.06.2006 tarih 99 numaralı kararında yönetim kurulunun 15.07.2006 tarih 104 numaralı kararı ile iptal edildiği, bunun üzerine katılan tarafından sanık ve anılan kooperatif aheyhine açılan ve Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın yargılaması sonunda, 2011/368 E ve 2011/170 K sayılı ilam ile katılanın üyelik tespitine ilişkin talebinin ve sanık Şerif Güpür hakkında açtığı alacak davasının reddine, kooperatif aleyhine açılan alacak davasının kısmen kabulü ile katılan tarafından makbuz karşılığı kooperatife ödenen 33.500,00 TL’nin kooperatiften tahsiline karar verildiği, kararın vaki temyiz sonucu Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 14.04.2012 tarihli kararıyla onandığı, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eyleminin, kooperatif üyeliğinin devrinden kaynaklanan ve hukuki mahiyette olan uyuşmazlıktan ibaret olup, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.