Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8788 E. 2014/3063 K. 19.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8788
KARAR NO : 2014/3063
KARAR TARİHİ : 19.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda;
Kardeş ve teyze çocukları olup aynı evde kalan sanıkların internet üzerinden dolandırıcılık yapmaya karar verdikleri sanıklardan …’in www.sahibinden.com isimli siteye … adını kullanarak üç ayrı tarihte üç ayrı cep telefonu numarası ileterek kendilerine ait olmayan, laptoplara ait fotoğraflar koyup özellikler eklemek suretiyle verdiği, ikinci el laptop satış ilanlarını görerek arayan katılanlar …, … ve müşteki …’e kendisini … olarak tanıtıp, ilandaki özelliklere göre piyasa değerinin altında fiyat vermek suretiyle laptopları almaya ikna ettikten sonra karşılığını sanık … adına PTT havalesiyle gönderilmesini söyleyerek katılan …’in 700 TL, katılan …’nın 700 TL ve müşteki …’ in 625 TL göndermesini sağladığı, sanık …’ın söz konusu paraları çekerek paylaştıkları suça sürüklenen çocuk …’in de katılan ve müştekilere laptop yerine göndermeye karar verdikleri içerisinde kâğıt kitap ve benzer şeyler bulunan kolileri kargoya verdiği anlaşılan olayda sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir,
1- Sanık … hakkında her üç müştekiye karşı dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Sanığın savunmalarından suça iştirak ettiğini diğer faillerle işbirliği içerisinde bulunduğunu bilip istediği anlaşıldığından tebliğnamedeki 3 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; Sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında her üç müştekiye karşı dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Sanığın savunmalarından suça iştirak ettiğini diğer faillerle işbirliği içerisinde bulunduğunu bilip istediği anlaşıldığından tebliğnamedeki 3 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesine göre “Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının karar yerinde gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın “Mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” cümlesinden sonra gelmek üzere “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Suça sürüklenen çocuk … hakkında tüm müştekilere karşı dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Suça sürüklenen çocuğun savunmalarından suça iştirak ettiğini diğer faillerle işbirliği içerisinde bulunduğunu bilip istediği anlaşıldığından tebliğnamedeki 3 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
5395 sayılı Kanunun 35. maddesine göre, sanık hakkında sosyal inceleme raporu (SİR) aldırılmasının hâkimin takdirine bağlı olduğu, somut olayda mahkemece yargılamaya devam edilip sanık hakkında hüküm kurulduğuna göre bu açıdan mahkemenin 5395 sayılı Kanunun 35. maddesini uygulamadığı kabul edilse dahi bu hususa ait gerekçenin karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi;
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.