Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8827 E. 2014/3659 K. 27.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8827
KARAR NO : 2014/3659
KARAR TARİHİ : 27.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik, Dernekler Kanunu’na Muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’in İzmir Zihinsel Engelliler Geliştirme ve Koruma derneği üyesi olup, dernek adına yardım toplamaya yetkili olduğu, kendisinde bulunan yetki belgesi ve İzmir ili dışında kullanılmaması gereken 5253 sayılı Dernekler Kanunu kapsamında bulunan alındı belgeleri’ni diğer sanık …’a teslim ederek bilgisi dahilinde Nazilli ilçesi ve çevresinde yardım toplamak üzere gönderdiği, sanık …’ın temyiz incelemesine konu olmayan sanıklar … ve…ile
birlikte Buharkent ilçesine bağlı sırasıyla …, …, …ve … köylerinde geçersiz makbuzlarla yardım toplamaya başladıkları, toplanan paraların makbuzlarının sanık … tarafından düzenlendiği, sanığın köylerde toplanan bağışlar kadar muhtar adına toplanan gerçek miktarın yazılı olduğu tek bir makbuz düzenleyip, makbuz dip koçanlarına 5 TL yazarak aradaki toplam 133 TL’yi mal edindiği anlaşılmakla; sanık …’ın özel belgede sahtecilik ve derneği araç olarak kulanarak nitelikli dolandırıcılık, sanık …’in ise derneğe ait makbuzları muhafaza ve koruma yükümlülüğü bulunduğu halde bilerek diğer sanığa teslim ederek kullanma amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunmak suretiyle suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 32/f fıkrasında belirtilen suçu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik ve sanık … hakkında Dernekler Kanunu’na muhalefet suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına karşı sanık … müdafii ve sanık …’ın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında uygulanan hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “120 gün”, “150 gün”, “125 gün” ve “2500 TL adli para cezası” ifadelerinin yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün” ve ” 100 TL adli para cezası” yazılmak suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.