Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8868 E. 2014/3230 K. 20.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8868
KARAR NO : 2014/3230
KARAR TARİHİ : 20.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, … plaka sayılı aracını satmak üzere 31.5.2009 tarihinde … oto pazarına götürdüğü, burada sanık … ile yeğeni … araca müşteri oldukları, katılanın arsasını da satacağını söylemesi üzerine sanıkların arsayı da alabileceklerini beyan edip katılan ile Urla’ya giderek arsayı gördükleri, her iki sanığın katılana araç için 22.500 TL, arsa için ise 82.500 TL olmak üzere toplam 105.000 TL ödemeyi önerdikleri, katılanın da bu teklifi kabul ederek ertesi gün söz konusu aracın borcu olmadığına dair yazısı ile birlikte sanıklardan … adına kayıtlı Kemeraltı’nda bulunan perdeci dükkânına gittiği, her üç sanığın önce katılanda güven oluşturmak için ona 5000 Euro nakit para verdikleri, katılanın da arsasının sanıklar tarafından alınıp bakiye paranın ödeneceğini düşünerek notere gidip aracın satışını sanık …’a verdiği, daha sonra sanıkların katılandan verdikleri parayı geri isteyip paranın tamamını banka havalesiyle göndereceklerini söyleyerek 5000 Euro parayı katılandan aldıkları, arsasının da alınacağını düşünerek hiç para almaksızın aracın satışını veren katılanın daha sonra sanıklara ulaşamadığı, akabinde sanıkların tanık … ile birlikte gelen katılanın ısrarları üzerine bir senet vermeyi kabul ettikleri, bu çerçevede temyiz dışı sanık …’nin senet metnini doldurup borçlu olarak sanık … ismini yazdığı, sanık …’in borçlu sıfatı ile 15.6.2009 vadeli senedi imzaladığı, sanık …’ın ise katılanın ısrarlarına rağmen borçlu olarak senedi imzalamadığı, katılanın ödenmeyen senet nedeniyle yaptığı icra takibinin de sonuçsuz kaldığı, bu esnada sanık …’ın suça konu aracı satışını aldıktan yaklaşık on beş gün sonra başka bir şahsa sattığı, bu şekilde sanıkların hileli hareketler ile katılanda güven oluşturarak haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.02.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.