YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8916
KARAR NO : 2013/4318
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin 26/06/2009 tarihinde tefhim olunan hükme yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 28/08/2009 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317.maddesi uyarınca REDDİNE, ve suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiziyle sınırlı olarak yapılan incelemede,
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun olay tarihinde Türk Telekoma ait 70-75 KG ağırlığındaki telefon kablolarını arazide yakmaya çalışırken görevlilerce görülüp kovalamaca sonucunda yakalanması şeklinde gerçekleşen eyleminde,
Mala zarar verme suçundan kurulan hükümde eylemin yakarak gerçekleşmesi karşısında TCK’nın 152/2-a maddesinin uygulanmaması aleyhte temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak,
Sanık hakkında düzenlenen iddianamede hırsızlık suçundan cezalandırılması istemiyle sevk maddesi gösterildiği halde iddianame içeriğinden hırsızlık suçunun anlatımına yer verilmediği gibi, mahkemece de sanığın suçu tümden inkar ettiği de gözetilerek, hırsızlık suçunun oluşumunun ne şekilde kabul edildiği, hırsızlık olayının nerede gerçekleştiği, yakılırken görülen suça konu kabloların nereden çalındığı, katılan idareden ayrıntılı bir şekilde sorularak kabloların idare tarafından oraya bırakılıp bırakılmadığı hususları araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın her iki suçtan dolayı hukuki durumunun denetime izin verecek şekilde açıklanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/02/2009 gün ve 2009/172-26 sayılı kararında açıklandığı üzere, mahkemece kararın verildiği oturumda hazır olan suça sürüklenen çocuk müdafine son sözü sorulmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak CMK”nın 216/1 maddesine aykırı davranılması.
2-)5237 Sayılı TCK’nın 50/3 maddesine göre; daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının zorunlu olarak aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği hükmü ve suça sürüklenen çocuğun sabıka durumu da gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafi temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.