Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8981 E. 2014/2961 K. 18.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8981
KARAR NO : 2014/2961
KARAR TARİHİ : 18.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın bankta otururken sanıklardan … ile tanıştığı, katılanın eşinin ölüp evlenmek istediğini söylemesi üzerine, bu sanığın mahallesinde tanıdığı … isimli bir bayanın dul bir yeğeni… isimli bir kadın olduğunu, bu kadınla arasını yapabileceğini belirtip birlikte bu şahısların kaldığı eve gittikleri, evde… ile teyzesi olduğunu beyan eden … ile …isimli kadınların olduğu, katılanın evlenecek şahsı görüp beğenmesi üzerine, …’nın boşandığını, boşanma masrafı olarak avukata 3000 TL vermeleri gerektiğini belirterek katılandan bu parayı ödemesini istedikleri, katılanın kabul edip, parayı da …’e verip, birlikte çarşıya giderek …’ya 1500 TL’lik ziynet eşyası ile giysiler aldıkları, daha sonra

tekrar sanıkların evine gelip …’nın eşyalarını toplayıp katılan ile birlikte katınanın evine gidip üç gün birlikte kaldıkları, katılanın resmi nikah yaptırmak için …’nın kimlik bilgilerine göre evlendirme memurluğuna başvurup nikah günü aldığı ancak üç gün sonra sanık …’nın evden kaçtığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 180 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hüklerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … ve sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükümlerde, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “180 gün”, “150 gün” ve “3000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.