YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9061
KARAR NO : 2014/3228
KARAR TARİHİ : 20.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanık müdafiinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı Kanunun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, otomobil satın almak için Bursa İlinde bulunan oto pazarına gittiği, burada sanık … ve dayısı olan diğer sanık …’ın satmak için getirdikleri … plaka sayılı araca müşteri olduğu, yapılan pazarlık sonucunda söz konusu aracı 3600 TL’ye satın alma hususunda sanıklar ile anlaşmaya vardığı, ertesi günü aracın satış işlemlerini yapmak amacıyla notere gittikleri sırada sanık …’in satıma konu olan aracın yedek anahtarını katılana verip güven tesis ederek acil bir ödeme yapması gerektiğini belirtip katılandan 3500 TL para istediği, katılanın da diğer sanık İhsanın yanında olması ve araca ait anahtarın kendisine verilmesine güvenerek suça konu parayı sanık …’e verdiği, sanık …’in parayla birlikte yanlarından ayrılmasından sonra katılan ve sanık …’ın noter binasına girdikleri, bir müddet sonra sanık …’ın da bir arkadaşının aracın temiz kâğıdını getireceğini, kendilerini bulamayabileceğini beyan ederek katılanın yanından ayrılarak gittiği, bu durumdan kuşkulanan katılanın sanık …’ı takip ettiği, takip edildiğini anlayan sanık İhsanın bulunduğu yere yakın bir çay ocağına giderek oturduğu, katılanında sanığın yanına gelerek birlikte bir süre bekledikleri, akabinde sanık …’ın lavaboya gideceğini, daha sonra sigara alacağını söyleyerek katılanın yanından ayrılarak kaçmaya çalıştığı, ancak katılanın dolandırıldığını anlayarak sanık …’ı yakalayıp, kolluk güçlerine teslim edip, şikâyette bulunduğu, bu esnada sanık …’in de kendinde bulunan başka bir anahtar ile katılana sattığı araca binerek Bursa İlinden ayrıldığı, katılanın yaptığı müracaat kapsamında Balıkesir İline giriş yaparken kolluk güçlerince yakalandığının iddia edildiği olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklardan …’ın, olay günü katılandan haksız menfaate konu parayı alıp götürdükten sonra kolluğa gelen ihbar üzerine yakalandığının anlaşılması karşısında, kesintisiz takibin bulunmadığı ve bu itibarla sanıklar hakkında tamamlanmış dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik cezaya hükmedilmesi ve dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,
sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “200 gün”, ”150 gün”, “125 gün“ ve “2500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “3 gün”, “2 gün“ ve “40 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.2.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.