Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9120 E. 2013/17736 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9120
KARAR NO : 2013/17736
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
…’ın … İlçesinde, pamuk destekleme primi almak için yapılan başvurularda yoğun yolsuzluklar yapıldığı ihbarı üzerine, üreticilerin 2006 yılında pamuk ektikleri yerlerin tespitine yönelik Landsat uydu görüntülerinin incelenerek beyanlarındaki bilgileri içeren ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlarındaki parsellerin uydu fotoğrafları vasıtasıyla kontrol edildiği, kontrol sırasında beyan ettikleri bir kısım yerlere pamuk ekmediklerinin belirlendiği, alınan ifadelerinde bu defa beyan ettikleri yerler dışında kalan pamuk ektikleri yerleri göstermeleri nedeniyle suç kastının tespiti açısından, üreticilerin ektiklerini iddia ettikleri yerlerin kadastro görevlileri tarafından GPRS ile ölçümünün yapıldığı, ÇKS ve PKS (prim kayıt sistemi) kayıtları ile Kadastro ve Tarım İl Müdürlüğü temsilcilerince mahallinde düzenlenen tespit tutanaklarının müştereken değerlendirilmesi neticesinde; sanığın toplam 356.000,00 metrekarelik alanda pamuk üretimi yaptığını beyan etmesine rağmen yalnızca 94.629,85 metrekare alanda pamuk ektiğinin tespit edildiği, bu şekilde 30.777,39 TL haksız destekleme primi almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında, 2006 yılında ekim yaptığını ve ekim yapmış olduğu arazilerden bir kısmının …’in … köyünde, diğerlerinin ise … köyünde olduğunu, bu nedenle üretim yaptığı arazi miktarını fazla göstermediğini belirterek suçlamaları kabul etmemesi, soruşturma aşamasında … köyünde kadastro ve ziraat bilirkişilerince yapılan tespitte (1) ve (6) numara olarak adlandırılan parsellerde toplam 156.131,6 metrekarelik alanda sanık tarafından pamuk ekildiğinin belirlenmesi, yargılama aşamasında ise, mahkemece … köyünde sanığın gösterdiği araziler üzerinde yapılan keşif sonucunda kadastro bilirkişisi tarafından düzenlenen 30.10.2008 tarihli raporda, yapılan ölçümün tarım müdürlüğünün sayılaştırma ölçümleriyle çakıştırılması neticesinde sanığın anılan köyde 193.946,73 metrekarelik alanda pamuk ekimi yaptığının tespit edilmesi, söz konusu yere ilişkin olarak ziraat ve yüksek harita mühendisleri tarafından düzenlenen raporda da yalnızca 19.827.612 metrekarelik yerin boş olduğu, kalan alanların uydu görüntüsünün tarihi ve örnekleme yoluyla yapılan renk analizi dikkate alınarak pamuk olabileceğine dair görüş bildirilmesi nedeniyle sanığın pamuk ekimi yaptığı yerin toplamda 330.250,178 metrekarelik alana tekabül etmesi ve bu miktarın dekar başına elde edilebilecek maksimum miktar olan 600 kg ile çarpılması sonucu fiilen ekili olduğu tespit edilen alanda 198.150.430,8 kg pamuk elde edilebilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın müstahsil makbuzlarına göre toplam 158.700,00 kg kütlü pamuk satışı yaptığı arazilerinde sattığından daha çok miktarda pamuk elde
etme olanağının bulunması ve GPS cihazının kullanımından kaynaklanan % 5 ve bu cihaz vasıtasıyla alınan koordinatların uydu fotoğrafı üzerine aplike edilmesi ile bu alanların ölçümü esnasında el hassasiyetinden kaynaklanan % 5 olmak üzere toplam % 10’luk bir hata payının da bulunması nedenleriyle sanığın fiilen ürettiğinden fazla miktarda pamuk satışı yapmış gibi müstahsil makbuzu aldığına dair savunmasının aksine, mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.