Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9237 E. 2014/3174 K. 20.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9237
KARAR NO : 2014/3174
KARAR TARİHİ : 20.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, kamu kurumlarının maddi varlıkları olan sahte nüfus cüzdanı yanında “fotografı tastikli” sürücü belgesini kullanarak noterde işlem yapmış olması karşısında; belgelerin “aldatıcılık” kabiliyetinin bulunduğunun kabul edilerek “resmi belgede sahtecilik” suçu yönünden TCK’nın 43.maddesinin uygulanması gerekirken yazılı gerekçeyle tatbik olunmaması, “dolandırıcılık” suçu yönünden de ilgili idarelerin aracı olarak (maddi varlıklarının) kullanılmaları nedeniyle eylemin TCK’nın 158/1-d maddesinde tanımlanan “nitelikli dolandırıcılık” suçu kapsamında kalacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizlikleri aleyhe temyiz olmadığından bozma nedenleri yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, 2006 yılı Eylül ayında bir alışveriş sırasında Mersin’de tanıdığı, … plakalı kamyonun tescil sahibi olan ve Kahramanmaraş’ta oturan katılana kendisini … olarak tanıtması, o ticari ilişkiden … güven ortamı içinde, sözkonusu kamyonu kiralamak istediğini söylemesini müteakip, tarafların Kahramanmaraş 4. Noterliğinde biraraya gelerek 21.09.2006 tarihli kira sözleşmesinin … kimlik bilgilerini haiz ele geçmeyen sahte nüfus cüzdanı ve sahte E sınıfı “fotograf tasdikli” görülen sürücü belgesi kullanılarak düzenlenmesi, üç aylık kira bedelinin süre bitim tarihinde ödeneceğinin kararlaştırılması, böylece kamyonun sanık tarafından alınıp götürülmesi ve süre bitimine rağmen para verilmediği gibi şikayet tarihi itibariyle kamyonun da iade edilmeyerek haksız yarar sağlanması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “zincirleme resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I) “Resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanığın temyiz itirazının incelenmesinde;
Noterde düzenlenen kira sözleşmesinin Noterlik Kanunu’na göre sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge olduğunu, bu nedenle “mahkumiyet” kararı verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıda belirtilen eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II) “Dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanığın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca aynı Kanunun 53/1.maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 2 no’lu ana başlığının, TCK’nın 53.maddesinin tatbikine ilişkin 9. paragrafının hükümden çıkartılması suretiyle yukardaki eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.