YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9245
KARAR NO : 2014/3163
KARAR TARİHİ : 20.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir.Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda; Şikayetçi belediye başkanları ile arkadaş olan ve aynı siyasi partiden meclis üyeliği yapmaktayken 14.12.2005 tarihinde trafik kazası neticesi vefat eden ……’un yeğeni olarak kendisini telefonda tanıtan ve … ayının 2. günü … anısına Mersin Oteli’nde iftar yemeği verileceğini, mevlüt okutulacağını söyleyen sanığın, 19.09.2006 tarihinde Huzurkent belediye başkanı olan şikayetçi …’den organizasyon masrafı için maddi yardım talebinde bulunması, istemi kabul eden şikayetçinin belediyesinde görevli tanık Selçuk Uçar’ı bu konu ile yetkili kılıp sanığı ona yönlendirmesini müteakip bildirilen banka hesabına 250 TL yatırıldıktan sonra yeniden şikayetçiyi arayıp “…merhumun eşi kurban kesilmesini de istiyor, kurbanlık temin edebilir misin?” demesi üzerine, kurbanlık parası mahiyetinde aynı hesaba ertesi gün 150 TL daha gönderilmesi, benzer hileli söz ve davranışlarla 22.09.2006 tarihinde Bahşiş Belediye Başkanı …’den de para (yardım) talep etmesi, istemi ilk etapta kabul görse de, şikayetçinin …’ın ailesinin maddi durumunun iyi olduğunu bildiği için onun ailesinden şikayetçi Hüseyin’i arayıp sorduğunda böyle bir durumun olmadığını öğrenmesi sonrası, yakalanması amacıyla emniyet güçlerince tertibat alınması, sanığın parayı alabilmek amacıyla tanıdıklarını devreye sokup buluşma yeri belirlemesi, sivil görevlilerin o noktaya seri no’su alınmış paralarla gittiklerinde sanığın tespit olunup yakalanması eylemlerinin “zincirleme nitelikli dolandırıcılık” ve “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarını oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 20/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.