Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9264 E. 2013/17177 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9264
KARAR NO : 2013/17177
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya Düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Somut olayda; … Matbaacılık şirketi yetkilisi katılan … ’in çek hesabının bulunduğu Vakıfbank Denizli Şubesi’ne kendine ait çeklerin sanık … tarafından alınabilmesi için talimat yazdığı, bu talimat gereğince sanık …’ın söz konusu çekleri bankadan teslim aldığı, ancak sanık … çekleri katılana vermeyerek yetkisi olmadığı halde bu çeklerden birini keşide ederek diğer sanık …’a verdiği, sanık …’ın da bu çeki borcuna karşılık olarak arkasını ciro ederek bir başka şahsa verdiği ve sanıkların böylece üzerlerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkarılması bakımından suçun 18.01.2008 keşide tarihli 8700 TL‘lik çeke yönelik olması karşısında sanık …’ün bankadan çek karnesini alma noktasında yetkilendirildiğini belirtmesi ve çek karnesinin 25 yapraktan oluşması ve bunun 11 tanesinin sanık … tarafından kullanıldığı belirtilmesine göre, diğer 10 adet çekle ilgili ne işlem yapıldığı, ödemelerin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak katılan … ’ün ortağı olan sanık …’ün pek çok işlemi yetkisi olmadığı halde, katılanın izniyle gerçekleştirdiğine yönelik savunmasının araştırılmasına esas olmak üzere belgelerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken 02.09.2009 tarihli belgeler üzerinde ne gibi değerlendirme yaptığı anlaşılmayan bilirkişinin yetersiz beyanlarına dayanarak eksik inceleme ile hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.