YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9267
KARAR NO : 2014/3130
KARAR TARİHİ : 19.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık akrabası olan katılan …’e Ankara’da Bayındırlık Bakanlığında çalıştığını, bu bakanlıkta kendisine iş bulabileceğini söylediği ve Ankara’ya gittiğinde müştekiyi arayacağını belirttiği, bu konuşmadan bir kaç gün sonra sanığın katılanı arayarak kendisini Bayındırlık Bakanlığına işçi olarak alabileceğini, ancak işe yerleştirilmesi karşılığında 4.250 dolar gerektiğini söylediği, katılan …’in sanığın istediği bu parayı parça parça sanığın… Bank şubesinde bulunan hesabına yatırdığı, parayı yatırmasından yaklaşık 1 ay sonra yine katılan …’ten bir takım belgeleri istediği, katılanın bu belgeleri sanığa gönderdiği, bu belgelerin gönderilmesinden bir süre sonra sanığın katılan …’i arayarak işçi alımı için bir kişilik yer daha olduğunu söylediği ve isim istediği, katılanın da amcasının oğlu olan katılan …’un ismini verdiği, bunun üzerine sanığın 4.250 dolar daha istediği, katılanın sanığın istediği bu parayı diğer katılan …’dan alarak kendi ismi ile aynı bankanın aynı hesap numarasına yatırdığı, bir süre sonra katılan …’i arayan sanığın tekrar bir kişilik işçi kadrosu için 3 kişilik isim istediği, katılan …’in bu telefon görüşmesinden sonra diğer katılan … ‘la görüştüğü, bu görüşmeden sonra katılan …’in sanığa katılan …’in oğlu …’un ismini verdiği, bir süre sonra katılan …’un olayla ilgili sanığı arayarak telefonla bilgi almak istediği, bu telefon görüşmesinde sanığın, katılan …’e oğlu için Bayındırlık Bakanlığında iş ayarlayabileceğini söylediği, katılan …’in bu paranın ne için lazım olduğunu sorması üzerine sanığın, işe yerleştirilmesi için bir takım yerlere para verilmesi gerektiğini söylediği, sanığın bu söylemine güvenen katılan …’in sanığın istediği 4.250 doları diğer katılan …’e verdiği, yine katılan …’in kendi ismi ile bu parayı sanığın hesap numarasına yatırdığı, bir süre sonra sanığın katılan …’i arayarak işe yerleştirme vaadinde bulunduğu katılanların evraklarını istediği ve katılan …’i arayıp iki kişilik işçi kadrosunun boş olduğunu söyleyerek kendisine isim vermesini istediği, bunun üzerine …’in katılanlar … ve … ile görüşerek aynı miktarda parayı bu katılanlardan alarak, kendi ismi ile sanığın hesap numarasına yatırdığı, yine sanığın Erzincan’da bulunduğu süre içinde katılan … ile konuşarak işlerin zamanında ve kısa sürede hallolması için kişi başına 1.000,00 TL daha para istediği, katılanların bu parayı müşteki …’e verdikleri, …’in de toplanan bu parayı elden sanığa verdiği anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın hileli hareketlerin tamamını katılan …’e karşı gerçekleştirmesi ve katılan …’in de diğer müştekilerden paraları alarak sanığa vermesi eyleminin teselsül eden tek suç olduğunun kabulü nedeni ile tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen sanık müdafi ve katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.