YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9371
KARAR NO : 2014/2735
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, katılan …’den aldığı mala karşılık olarak 6.000 TL bedelli senet verdiği, bu senede tanık …’in de kefil olarak imza attığı, ancak senet gününde ödenmeyince protesto olduğu, bunun üzerine katılan …’in sanığı telefonla arayarak senedi elden takip edeceğini beyan ettiği ve muhasebecisi olan …’yi senedin tahsili için görevlendirdiği, telefonla durumu sanığa da bildirdiği, muhasebeci olan…’in sanığı bu senet için araması üzerine, sanığın, ödemeyi Vedat isimli bir şahsın yapacağını söyleyerek … isimli işyerine…’i gönderdiği,…, söz konusu işyerine gittiğinde kendini Vedat olarak tanıtan temyiz dışı sanık …’in, ısrarla senedi görmek istediği,…’in de sanığın ısrarı karşısında senedi verdiği, temyiz dışı Veysel’in, senedin protesto ve dekontlarını ayırıp sadece senedi alarak fotokopisini çektirme bahanesi ile olay yerinden ayrıldığı ve daha sonra geri gelmediği,…’in, bir süre daha bu işyerinde beklediği, işyerini daha sonra arayan …’in,…’i farklı yerlere yönlendirerek oraya gitmesini sağladığı, yapılan araştırmada böyle bir yer olmadığının tespit edildiği, kendisini … olarak tanıtan kişinin daha sonra temyiz dışı … olduğunun anlaşıldığı, böylece sanığın, borçtan kurtulmak için katılana verdiği senedi hile yoluyla geri aldırmak suretiyle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”300 gün”, ”150 gün”, ”125 gün” ve ”2.500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün” , ”2 gün”, ”1 gün” ve ”20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.