YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9428
KARAR NO : 2013/18070
KARAR TARİHİ : 20.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları yada almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta
süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanıklardan … adına trafiğe kayıtlı olup aynı zamanda … Bankası … Şubesi tarafından rehinli ve … Vergi Dairesi tarafından hacizli bulunan … plakalı 2001 model Volkswagen marka kapalı kasa kamyonet hakkında … 1. İcra Müdürlüğünün dosyasında 21/08/2006 tarihinde yakalamalı haciz çıkarılması üzerine, sanık …’un aracı hem hacizden kurtarmak hem de … Sigorta A.Ş’den yaptırdığı 23.000 TL kasko bedelini almak amacıyla diğer sanık …’ün yardımıyla …’de sakladığı aracın çalındığı yönünde 24/09/2006 tarihinde … İlçe Emniyet Amirliğine müracaatta bulunduğu, sanık …’ün sakladığı aracın plakalarını sökerek hurda olarak …’e 05/04/2007 tarihinde sattığı, aynı gün İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerinin hizmet devriyesi yaptıkları esnada … köyünde yol kenarında park halinde plakasız vaziyette aracın bulunup motor ve şase numaralarının sorgulamasından durumun farkedildiği, sanık …’in aracının çalındığına dair evrakı … Sigorta A.Ş yetkililerine ibraz ederek 22/01/2007 tarihinde 23.000 TL kasko bedelinin katılan şirketten aldığının anlaşıldığı olayda, sanıkların eyleminin sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. Maddesi uyarınca sanık …’in belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür..
Sanıkların kişilik özellikleri gerekçe gösterilerek haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair değerlendirme yapıldığının anlaşılması ile sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanması hususunda uygulama yapılmamış olması, son olarak sanık … hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının aynı kanunun 52. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrildiğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafi ile sanık …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkındaki hüküm fıkrasından, adli para cezasına ilişkin sırasıyla “200 gün”, “166 gün”, “3.320TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, sanık … hakkındaki hüküm fıkrasından, adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 200 gün”, “100 ”, “83 gün” “1.660TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “1 gün ve “20 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.