YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9521
KARAR NO : 2014/3559
KARAR TARİHİ : 26.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolanndırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Eşinden boşanmayı düşünen ve evlenmek amacıyla eş arayan, katılanı daha önceden tanıyan ve bu durumu öğrenen sanığın katılana gerçekte bulunmadığı halde … isminde bir kız olduğunu, kendisi ile tanıştırabileceğini söylediği, kızın ailesinin gelenekleri gereği tanışma döneminde erkekle görüşmediğini söyleyerek bu kıza hediye amacıyla göstereceğini belirterek katılandan altın ve para aldığı, sonrada adı geçen bayanın ailesi tarafından gönderildiğini ifade ederek gömlek gibi küçük hediyeler getirdiği, gerçekte olmayan bu bayan yazıyormuş gibi mektuplar yazarak şikayetçiye verdiği, bayanın ailesinin durumunun kötü olduğunu, bazı ihtiyaçları olduğunu, söyleyerek şikayetçiden çeşitli aralıklarla para aldığı anlaşılan olayda sanığın eyleminin zincirleme biçimde dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.12.2006 gün ve 2006/11301 esas, 2006/296 sayılı kararında da açıklandığı üzere “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlığı altında yeni sistemde güvenlik tedbiri olarak düzenlenmiş bulunan ve hapis cezası mahkumiyetinin yasal sonucu olan hak mahrumiyetleri kararda gösterilmemiş olsa bile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin infaz sırasında dikkate alınması mümkün olduğundan bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.