YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9749
KARAR NO : 2014/11019
KARAR TARİHİ : 03.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (değişen suç vasfı nedeniyle güveni kötüye kullanma)
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için ise; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanık …’ün, serbest muhasebeci olan kardeşi sanık …’ün işlettiği … Muhasebe isimli iş yerinde çalıştığı, katılan …’ın emeklilik işlemlerini takip etmesi için 2006 yılında sanık … ile görüştüğü, sanığın katılanın emeklilik işlemlerini takip etmeyi kabul ettiği ve prim borçlarını hesaplayarak katılandan 13.000 TL para talep ettiği, katılanın bu parayı sanık …’e teslim ettiği, ancak; sanığın, katılan adına emeklilik işlemlerini takip etmediği gibi, aldığı parayı da iade etmeyerek uhdesinde tuttuğu şeklindeki olayda; serbest muhasebecilerin,
3568 sayılı Kanun’un 2. maddesinde belirtilen görevleri arasında SSK prim borcu yatırmak olmadığı ayrıca, Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi gazetede yayımlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar” hükmüne göre; sanık …’in, katılandan prim borçlarını yatırmak üzere aldığı parayı yatırmayarak özel işlerinde kullanması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde ve sanıklar … ile …’ün katılanın emeklilik işlemlerinin takibi konusunda katılan ile görüştükleri hususunda katılanın soyut iddiası dışında delil elde edilemediği, katılanın emeklilik işlerini takip etme konusunda sanık … ile anlaştığı, bu suretle sanıklar … ve …’ ün atılı suçu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.1998 gün, 50/105, 01.06.1999 gün, 137/146, 10.10.2000 gün, 175/193, 23.10.2001 gün, 226/227 ve 30.05.2006 gün 173/145 sayılı kararlarında ve benzer nitelikteki içtihatlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, bir olayın açıklanması sırasında başka bir fiilden bahsedilmesi o konuda da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği, Fatsa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08/02/2008 gün ve 2008/133 esas sayılı iddianamesi ile, sanıklar hakkında, katılanın emeklilik işlemlerini takip etmeleri için verdiği 13.000 TL’yi iade etmedikleri gibi, emeklilik işlemlerini de gerçekleştirmedikleri iddiasıyla, katılana yönelik eylemleri nedeniyle dava açıldığı, katılanı, muhasebe işlemlerini yürüttükleri tanıklar …, … ve …’in iş yerlerinde çalışıyormuş gibi göstererek işe giriş çıkış bildirimleri yapmaları şeklindeki anlatımın kamu kurum ve kuruluşu olan SGK’nın zarara uğratılması suretiyle dolandırıcılık suçundan açılmış bir dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla; tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 03/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.