YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9754
KARAR NO : 2014/3571
KARAR TARİHİ : 26.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması
gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan …’nın, 37 yaşında dul bir bayan olduğu ve Çanakkale’de ikamet ettiği, 24 yaşındaki bekar sanık …’ın Ağrı ilinden Çanakkale’ye yakınlarının yanına inşaatlarda çalışmak için geldiği, 2007 yılı ağustos ayından bir yıl kadar önce katılan ile sanığın tanışıp arkadaşlığa başladıkları, sanığın, kendi ismini … Kaya olarak katılana ve katılanın akrabalarına tanıttığı, Şefika’nın evinde birlikte yaşamaya başladıkları ve karı koca hayatı sürdükleri, katılanın sanıktan hamile kaldığı ve birlikte karar verip çocuğu aldırttıkları, sanığın katılana sürekli evlenecekleri vaadinde bulunduğu, yine sanığın katılana ev yaptırdığını ve ev bitince evleneceğini söyleyip inşaat halindeki bir binayı da göstererek katılandan para istediği, buna inanan katılanın sanığa iki adet burmalı bilezik ve 200 euro para verdiği, yine sanığın katılandan kopan bir altın kolyesini tamir ettireceğini söyleyerek aldığı halde iade etmediği, ayrıca katılanın sanığa 305 TL değerinde cep telefonu aldığı, sanığın katılanı inandırmak amacıyla yüzük bozdurup katılana verdiği, 2008 yılı ağustos ayı başında sanığın akrabalarının kavga ettiğini ve kardeşini yalnız bırakamayacağını söyleyip memleketine gideceğini söyleyerek ayrıldığı, bir daha da geri dönmediği, katılanın sanıktan şikayetçi olduğu, bunun üzerine sanığın, gizli numaradan katılanı arayarak, “kimseye bir şey söylemeyeceksin, seni öldürürüm, beni araştırmayacaksın, gelicem seninle evleneceğiz” diyerek katılanı tehdit ettiği olayda;
1- Sanık hakkında tehdit suçundan verilen beraat kararına yönelik olarak yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, katılanı tehdit ettiğine dair katılanın tek taraflı soyut iddiası dışında mahkumiyetine yeter derecede delil bulunmadığından bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik olarak yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, katılana ismini … olarak belirtmesi, başkasına ait bir inşaatı kendisininmiş gibi katılana göstererek hileli hareketlerde bulunduğu ve dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılanın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, katılan …’ya yönelik eyleminde 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.