Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9793 E. 2014/3309 K. 24.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9793
KARAR NO : 2014/3309
KARAR TARİHİ : 24.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, askerlik arkadaşı olan ve dosya kapsamında tanık olarak ifadesi alınan …’ı telefonla arayarak, Şuhut ilçesinde define bulduğunu, elinde 2673 adet Osmanlı sikkesinin bulunduğunu, satmak istediğini, tanıdığı birilerinin olup olmadığını sorduğu, tanık …’ın da bu konuyu arkadaşı olan katılan …’na anlattığı, katılan ile tanık Vehbi’nin bahsedilen Osmanlı sikkelerini görmeye karar verdikten sonra Şuhut ilçesine birlikte giderek sanık … ile buluştukları, sanık …’in yanında, teyzesinin oğlu olarak tanıttığı; fakat açık kimlik bilgisi tespit edilemediğinden soruşturması ayrı yürütülen … isimli kişinin de bulunduğu, burada sanık …’den bir adet numune sikke alarak Kayseri’ye dönen katılanın, elindeki Osmanlı sikkesini bir kuyumcuya göstererek gerçek olduğunu öğrendikten sonra tanık … ile birlikte Şuhut ilçesine tekrar gelerek
bu sefer de sanık … olmadığı halde kimliği tespit edilemeyen diğer sanık … ile buluştuğu, sözde 2673 adet Osmanlı sikkesi karşılığında 15000 TL parayı bu şahsa teslim ettiği, kimliği belirsiz sanık … ‘ın söz konusu Osmanlı sikkelerinin başka bir yerde bulunduğunu ve alıp getireceğine dair yalan söyleyerek katılanın yanından ayrıldıktan sonra bir daha dönmediği, bu şekilde sanık …’in, kendisinde Osmanlı sikkesi olduğuna dair yalan söyleyerek katılanı kandırıp, kimliği belirlenemeyen diğer sanık … isimli kişi ile buluşmasını sağltan sonra ve diğer sanık vasıtasıyla 15000 TL parasını almak suretiyle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına, banka dekontuna, teşhis tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre; sanık …’in alınan ifadesinde; katılanı tanımadığını belirterek suçlamaları reddetmiş ise de; sanığın en son çekilen ve teşhise elverişli olan birden fazla fotoğrafının, katılana ve tanık …’a gösterildiğinde, olay günü kendileri ile buluşarak sözde Osmanlı sikkesi satın alınması konusunda konuşan kişi olarak sanığı teşhis ettiklerinin anlaşılması karşısında; sanığın, kimliği tespit edilemeyen diğer sanık … ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek kendisinde Osmanlı sikkesi bulunduğuna dair yalan söyleyip, katılanı aldattıktan sonra kimliği tespit edilemeyen diğer sanık vasıtasıyla katılandan 15.000 TL para alınmasına iştirak etmek suretiyle haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.