YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9810
KARAR NO : 2014/4166
KARAR TARİHİ : 06.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçilerin, sanığın kullandığı telefon numaralarının aranması halinde sosyal yardım yapıldığını duymaları üzerine, sanığı aradıkları, fakir olduklarını söyleyerek sosyal yardım almak istedikleri, sanığın 1.000,00 TL ile 2.000,00 TL arasında yardım yapabileceklerini söyleyerek dosyalarını hazırlamak için kimlik numaraları ile bazı kişisel bilgilerini alarak güven telkin ettiği, daha sonraki görüşmelerinde 4.000,00 TL’ye kadar maaş bağlanabileceğini söyleyerek şikayetçi …’tan 100 kontör göndermesini, diğer şikayetçi …’dan ise … yol ayrımına yalnız olarak gelmesini istediği , şikayetçinin yalnız gelemeyeceğini söylemesi üzerine, “elinden tutsam ne olur?” dedikten sonra cinsel ilişkiye girmeyi teklif ettiği, karşılığında cebinden para vereceğini söylediği somut olayda;
1- Sanığın, şikayetçi …’a yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın hasta olan kardeşi için yardım istemek amacıyla kontör toplamaya çalıştığını, dolandırma kastı ile hareket etmediğini, sosyal yardım yapacağından bahsetmediğine yönelik kısmi ikrarı, şikayetçi anlatımları ve iletişimin tespiti kayıtlarına göre dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezalarının alt sınırın üzerinde 25’er tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “25 gün”, “12 gün” ve “240 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün” ve “40 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanığın, şikayetçi …’a yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın, telefon görüşmesi sırasında şikayetçi ile cinsel ilişkiye girmeyi önermesi karşısında eyleminin TCK’nın 105/1. maddesinde düzenlenen soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı olan cinsel taciz suçunu oluşturduğu, mağdurun 16.06.2009 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçtiğini söylemesi karşısında aynı yasanın 73/6 maddesi gereğince sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden hatalı değerlendirme ile dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.