YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9964
KARAR NO : 2014/3950
KARAR TARİHİ : 04.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, kendisini … olarak tanıtarak müştekiye telefon açıp tarlasını kazdığı sırada 13 kg altın bulduğunu, bunu satmak istediğini söyleyip müştekiyi … Beldesine çağırdığı, müştekinin … Beldesine giderek 6000 TL’yi sanığa verdiği, sanığın altınları getirmek bahanesiyle müştekinin yanından ayrılarak ortadan kaybolduğu, sanığın üç gün sonra müştekiyi tekrar aynı telefon numarasından arayarak altınlar için 20.000 TL para istediği, almış olduğu 6000 TL’yi peşinata sayarak geri kalan 14.000 TL’yi vermesi durumunda altınları teslim edeceğini söylediği, müştekinin sanığı yakalatmak için … Jandarma Komutanlığına başvurduğu, belirlenen yerde buluştuklarında sanığın kolluk kuvvetlerince ikinci dolandırıcılık eylemini
gerçekleştiremeden yakalandığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğuna dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün olması karşısında bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. Maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanığa adli para ceza tayin edilmesine ilişkin hükümde yer alan “400 gün”, “500 gün”, “416 gün” ve “8.320 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün” “6 gün” ve “5 gün” ve “100 TL” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.