Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10009 E. 2015/22920 K. 02.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10009
KARAR NO : 2015/22920
KARAR TARİHİ : 02.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık … ile katılanın 2007 yılı içerisinde tanışarak arkadaşlık kurdukları, 2008 yılı Eylül ayına kadar sanık …’ın, eşinin kanser hastası olduğunu, çocuğunun ise tedavi gördüğü belirterek katılandan para istediği, paranın annesi olan diğer sanık …’nin hesabına gönderilmesini söylemesi üzerine katılanın, belirli aralıklarla toplam 20.000 TL’yi sanık …’a verdiği bu paranın bir kısmını diğer sanık …’nin hesabına yatırdığı bir kısmını da elden sanık Heyecan’a verdiği ancak sanık …’ın gerçekte kanser hastası olan bir eşi olmadığı gibi çocuğunun da tedavi görmediğinin tespit edildiği böylece sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda; katılan ve sanık …’ın belirtilen şekilde tanışmalarından sonra ilişkilerinin yaklaşık 1 yıl kadar devam ettiği, sanığın bu süre içerisinde çeşitli vesilelerle katılandan para istemesinin basit bir yalan olup, eylemin katılanın denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte hile boyutuna ulaşmadığı anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12.11.1979 tarih, 1979/2-229 Esas, 1979/477 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin belirlenmesinde ilke olarak davacı veya sanıkların sayısını ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan davaların sayısını ele almıştır. Taraflara yükletilecek avukatlık parasının da her dava için ayrı ayrı belirlenmesini öngörmüştür. Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekalet ücretinin ayrı ayrı takdiri mümkün görülmediğinden, tebliğnamede yer alan kararın her bir sanık lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 02.04.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.