Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10089 E. 2015/22711 K. 31.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10089
KARAR NO : 2015/22711
KARAR TARİHİ : 31.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’in suç tarihi olan 28.02.2010 tarihinde mal alımı karşılığında mağdur …’e keşideci … …’na ait Finansbank A.Ş. Manisa Şubesi’nin … seri nolu 2.350 TL bedelli tamamen sahte oluşturulmuş çeki verdiği, söz konusu çekin sahte olduğunun 28.02.2008 tarihinde Finansbank A.Ş. Sultanbeyli Şubesi’ne ibrazı sırasında anlaşıldığı, çekin sanık tarafından keşide edildiği, çekteki yazıların şüphelinin eli mahsulü olduğu, sanığın bu yolla müştekiye sahte çek verip dolandırıp resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda; mahkemece, “suça konu sahte çekin sanık tarafından keşide edildiğinin kabul edilmesine rağmen İstanbul Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğü’nan 10/03/2010 tarih ve 2010/1942 tarihli bilirkişi raporuyla çekteki yazıların sanığın eli mahsulü olduğuna ve çekin sanık tarafından keşide edildiğine dair her hangi bir tespitin bulunmaması, sanığın ısrarla çeki …’dan aldığını savunması, çeki alırken yanlarında Adapazarı’nda faaliyet gösteren … Kimya AŞ adli şirket yetkilisi … …’in de olduğunu belirtmesi, çekin ilk cirantası … isimli kişinin ve keşideci olarak görünen … isimli kişinin dinlenmemiş imza ve yazı örneklerinin alınmamış olması ile yine sanıktan önceki ciranta olan … market yetkilisinin mukayeseye elverişli imza ve yazı örneklerinin alınmamış olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; çekin keşidecisi görünen …’in ve çekin arkasında sanıktan önce cirosu bulunan kişilerin “…” ismi ile telefon numarası ve “… Market” yazısı altındaki telefon numaralarından yola çıkılarak araştırılması, beyanlarının alınması ve çekin ne şekilde ellerine geçtiğinin tespit edilmesi, gerekirse yazı, rakam ve imza karşılaştırılması yapılması, sanığın ifadesinde belirttiği … … isimli şahsın tespitiyle tanık sıfatıyla dinlenmesi, sanığın … ile aralarında her hangi bir hukuki ilişki olup olmadığının tespiti açısından varsa tanıklarının beyanına başvurulması ve yine varsa fatura ibraz etmesinin istenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken delillerin değerlendirilmesinde de yanılgıya düşülerek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 31/03/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.