YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10136
KARAR NO : 2013/8648
KARAR TARİHİ : 09.05.2013
Dolandırıcılık suçundan sanık … hakkında,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 52/2,53 maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair…Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27.03.2008 tarihli ve 2007/68 esas, 2008/49 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2010 gün ve 2008/268746 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 14.03.2013 gün ve 2011/20339 Esas 2013/4787 sayılı kararıyla hükmün Onamasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 14.03.2013 gün ve 2011/20339 Esas 2013/4787 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; eşi öldüğü için yeniden evlenmek isteyen katılanı tanıyan sanık …’ın bu durumu diğer sanık …’a anlattığı, onun da … isimli bayanı alarak katılana getirdiği, karşılığında kendisinden 1000,00 TL para
Aldığı, … isimli bayanın da 600 TL değerinde takı aldıktan sonra geceyi katılanla geçirdiği sabah 05.00 sıralarında evden gittiği ve bir daha geri gelmediği şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Suç tarihinde 65 yaşından büyük olup, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş sanık hakkında hükmonulan kısa süreli hapis cezalarının TCK 50/3.maddesi uyarınca aynı maddenin 1.fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
2-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3-5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar, alt soyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanana kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hiçbir ayrım yapılmaksızın koşullu salıvermeye kadar hak yoksunluğuna karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.