YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10847
KARAR NO : 2015/23427
KARAR TARİHİ : 09.04.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Hakkındaki yargılama dosyası ayrılan sanık … kredi kullanmak için … Bankası … Şubesi’ne müracaat ederken katılan …’ın eşi olan … adına kayıtlı evi ipotek olarak gösterdiği, bankanın talebine rağmen katılanın eşinin evlerini ipotek göstermesine rağmen ilgili belgeye onay veren imzayı atmadığı, bunun üzerine, katılan … adına imza atılarak evrakların bankaya teslim edilip, 20.000,00 TL bedelindeki kredinin dosyası ayrılan temyiz dışı sanık …’in hesabına aktarıldığı, kredi işlemleri tamamlandıktan sonra bankada operasyon memuru olarak çalışmasına rağmen kredi işlerinden sorumlu görevlinin izinde olması nedeni ile amirlerinin talimatı doğrultusunda hareket eden sanığın, sadece kredi bedelini temyiz dışı sanık … hesabına aktardığı, ipotek kurulması nedeni ile ilerde harç bedelinin talep edilmesi halinde bu bedelin ilgililer tarafından ödeneceğine dair belgeyi katılan …’a imzalattırması için temyiz dışı sanığa verdiği, bu belgenin katılanın dışında birisinin imzalaması üzerine geri getirildiği somut olayda; sanığın dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak; bankadaki amirlerinin talimatı ile önceden belgeleri imzalanıp onayı verilen kredi bedelini temyiz dışı sanık … cari hesabına geçmek dışında hiç bir eyleminin bulunmadığına ilişkin katılan bankanın cevabi yazısı ile sanığın bu yöndeki savunmaları dışında herhangi bir delil bulunmadığı gibi özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin olarak da; yine ilgili bankanın cevabi yazısında bahsedildiği üzere suça konu belgenin harç tahsiline ilişkin kredi kullanılması için zorunlu olmayan belgelerden olup, huzurda imzalatılmasının gerekmediğinin anlaşılması ve alınan kiriminal rapora göre de belge üzerindeki imzanın sanığa ait olmadığının tespit edilmesi karşısında sanığın üzerine atılı suçları işlediğine yönelik mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş, katılanın eşi ile nerede olduğu bilinmeyen temyiz dışı sanığın dinlenilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirini isteyen tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan İş bankası vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 09.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.