Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10979 E. 2015/24089 K. 21.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10979
KARAR NO : 2015/24089
KARAR TARİHİ : 21.04.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kovuşturma evresinde duruşmadan haberdar edilmeyen ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan … vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılanın, sanık …’ten aldığı 1.000,00 TL borç karşılığında içeriğini doldurmadan altını imzalayarak verdiği senet ile birlikte sanıkların katılanın imzasını taklit ederek ikinci bir senet düzenledikleri, ikinci senetteki alacak miktarının 1.000,00 TL, alacaklısının da sanık … olduğunun yazıldığı, söz konusu senedin … Bankası vasıtasıyla tahsil edildiği, bu kapsamda; katılanın parayı sanık …’ın hesabına banka havalesi ile göndermesi üzerine, ilgili banka şubesi tarafından teslim alınan senedin katılana posta yoluyla gönderildiği, katılanan yaptığı incelemede söz konusu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını gördüğü, bir süre sonra da katılanan imzaladığı senedin üzerinin bilgisi dışında bu kez alacaklısı …, bedeli 2.150,00 TL olarak yazılıp bu kez icra takibine konduğu somut olayda; alınan bilirkişi raporlarına göre; 1.000,00 TL bedelindeki banka aracılığıyla tahsil edilen senetteki borçlu imzasının katılana ait olmadığının anlaşılması, sanık …’ın alacaklı olmadığını bilmesine rağmen suça konu senedi bankaya götürüp bedeli karşılığı, katılanın adına havale ettiği parayı alması, sanık … Cumhuriyet savcısı huzurunda yaptığı savunmasında katılanın kendisinden toplam 3.500,00 TL borç alıp üç adet senet verdiğini, bankaya suça konu senedi kendisinin götürüp bedelini aldığını söylemesine rağmen, kovuşturma aşamasındaki savunmasında, katılanın kendisinden 5.000,00 TL borç alıp karşılığında her biri 1.000,00 TL bedelinde olan senetler verdiğini, suça konu senedi bankaya yeğeni olan diğer sanık …’ın götürüp bedelini aldığını söylemesi karşısında birlikte hareket ettikleri anlaşılan sanıkların eylemlerinin resmi belgede sahtecilik ve bir bütün olarak nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden hatalı değerlendirme ve eksik gerekçe ile mahkûmiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.