YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11461
KARAR NO : 2013/13260
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan
davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir.Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez.Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır.Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın … 5 Nolu … Ocağında doktor olarak görev yaptığı, sanığın da aynı … Ocağında hizmetli olarak çalıştığı ve … Ocağında kendisine tahsis edilen bir odada kaldığı, olay tarihinden bir gün öncesinde, katılanın, sanığın kalmakta olduğu odanın içerisinde bir kişinin olduğundan şüphelenmesi üzerine, sanıktan kaldığı odayı açmasını istediği, sanığın odayı açması ile katılanın oda içerisinde bulunan dolabın içerisini kontrol ettiğinde bir bayanın saklanmış olduğunu gördüğü, durumu İl … Müdürlüğüne telefon açarak bildirdiği ve tutanak tanzim ettiği, bu sırada sanık ile dolabın içerisinde saklanan bayanın … ocağından birlikte ayrıldıkları, sanığın, olaydan bir gün sonra katılanın çalışmış olduğu poliklinik odasının açık olan kapısından içeriye girerek katılan ile konuşmak istediği, katılanın sanık ile konuşmak istemediğini belirterek sanığın dışarıya çıkmasını söylemesi nedeniyle aralarında meydana gelen tartışma sırasında; sanığın katılana hitaben “Allah ya sana verir ya bana verir, seni öldürürüm” şeklinde sözler ile tehdit ettiği, ayrıca, o… çocuğu şeklinde hakaret içerikli sözler söylediği, katılanın karşılaştığı durum karşısında kendine ait telefonu ile polisi aramak istediği sırada, sanığın, katılanın elinden telefonu alarak yere fırlatması neticesinde telefonun kırıldığı olayda;
1- Mala Zarar verme suçuna yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 250/13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’ nın 231/6-c madde ve bendinde ön koşul olarak işaret olunan zarar kavramı kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olup manevi zararların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği cihetle; somut olayda herhangi bir zararın bulunmadığı gözetilmeden zarar karşılanmadığından bahisle tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Tehdit suçundan hükmolunan kısa süreli 5 ay hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53/1.maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanamayacağının nazara alınmaması sureti ile aynı yasanın 53/4 maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.