YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11588
KARAR NO : 2013/10171
KARAR TARİHİ : 03.06.2013
Hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 510, 522 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 6. maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine dair Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2002 tarihli ve 2001/203 esas, 2002/248 sayılı kararını müteakip, sanık tarafından arşiv kaydının silinmesi kararı verilmesi talebinde bulunulması üzerine, arşiv kaydının mülga 3682 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 8. maddesi gereğince silinmesine ilişkin aynı Mahkemenin 22/01/2010 tarihli ve 2010/13 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26/03/2013 gün ve 2012//4689/20015 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2013 gün ve 2013/109756 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında “Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76 ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/5. maddesi kapsamında kaldığı ve 5352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6290 sayılı ” Adli Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”la 5352 sayılı “Adli Sicil Kanunu”nda değişiklikler yapılmış olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin merciince yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 22.01.2010 gün ve 2010/13 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.