YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11674
KARAR NO : 2013/13319
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … ve … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelenmesinde;
Sanık …’nun yokluğunda verilen hükme yönelik tebligat evrakında sanığın adresinin aynı ile bağlı … yerine Yeni … olarak yazıldığı, ancak Tebligat memurunca sanık tarafından da kabul edilen gerçek adresi tespit edilerek Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre usulüne uygun olarak tebligatın yapıldığı anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık … müdafiinin ve sanık …’nun yokluğunda verilen, … müdafiine 30/04/2012 tarihinde, …’na ise 25/04/2012 tarihinde tebliğ olunan 26/01/2012 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık … müdafiinin 26/12/2012 tarihli ve sanık …’nun 23/05/2012 tarihli yasal süresi geçtikten sonra yaptıkları temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık …’in 02/08/2008 tarihli sorgusunda beyan ettiği yeni adresine tebligat çıkarılmadan mernis adresine tebligat çıkarılmasının usule aykırı olduğu anlaşıldığından, sanığın temyizinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek ve sanık … hakkında verilen … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14/11/2012 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek kararın kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun,tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de,Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda; Sanıklardan …’in … ile birlikte … Gıda Tekstil Nakliye Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti’ni kurdukları, sanık … ve …’in şirket adına çalıştığı, sanık …’nun şirket adına … teknikeri olarak görev yaptığı, sanıkların 2006 yılı üzüm sezonunda … üreticilerinden üzüm almak amacı ile … ilçesinde örgütlendikleri, Global Üzüm Gıd. Mad. San. Ve Tic. Ltd Şti. ile fason sözleşmesi imzaladıkları ve bu şirkete ait soğuk hava ve üzüm işletmesini kiraladıkları,
Sanık …’in 03/08/2006 tarihinde katılan …’a ait 19 ton yaş üzümü 6.100 YTL. bedel ile peşin olarak ödenmek üzere satın aldıkları, sanıklar …, … ve …’nun yaş üzümü kestikleri, ancak sanıkların üzümü kestikten sonra parayı sonra ödeyeceklerini söyledikleri, ancak sanıkların katılana sadece 100 YTL. kapora verdikleri, ayrıca sanık …’in emanette kayıtlı olan 11/09/2006 tanzim tarihli, 4.500 YTL. bedelli senedi imzalayarak katılana verdiği, sanıkların bir gün sonra 2.000 YTL. ödeme yapacaklarını söylemelerine rağmen herhangi bir ödemede bulunmadıkları,
Sanıklar … ve …’in 18 Ağustos 2006 günü katılan …’ın yanına gelerek sanık … adına üzüm aldıklarını söyledikleri, katılana güven verdikten sonra kilosu 45 Kuruştan 13.300 Kg. yaş üzümünü satın aldıkları, parasını ise üzüm kesimi akabinde ödeyeceklerini söylemelerine rağmen patronları olan …’nin para göndermediğini söyleyerek katılanı oyaladıkları, bunun üzerine sanık … ile birlikte … ilinde bulunan …’nin yanına gittikleri, ancak sanık …’nin katılana parasını ödemeyeceğini, bir daha büroya gelmemesini söylediği,
Sanıklar … ve …’in 21/08/2006 tarihinde katılan … ‘a ait üzümü satın almak amacı ile yanına geldikleri, başka üzüm üreticilerinden de üzüm aldıklarını ve parasını peşin olarak ödediklerini belirtmelerine rağmen katılanın ikna olmaması üzerine sanık …’nin katılanın yanına gelerek pazarlık yaptığı, katılana ait yaş üzümü 16.000 TL. karşılığında satın alma konusunda anlaşmaya vardıkları, sanıkların katılana üzümün bedelinin 1/4’ü peşin kalanı ise 15 gün vadeli çek ile ödeyeceklerini söyledikleri, bunun üzerine 21 ve 22 Ağustos 2006 günlerinde katılana ait üzümü kestikleri, sanık …’nin katılana 3.600 TL. ödeme yaptığı, ancak söz verildiği üzere herhangi bir çek keşide edilerek katılana verilmediği, katılanın
sanık … ile yapmış olduğu görüşme neticesinde sanık …’nin kendisine parası olmadığını, ödeme yapamayacağını söylediği,
Sanık …’in katılan …’un yanına … üzüm işletmesini kiraladıklarına dair kira sözleşmesini göstererek 23 Ağustos 2006 günü geldikleri, katılan … ‘dan üzüm aldıklarını belirterek 1/4’ü peşin kalanını ise 15 gün sonra çek karşılığı ödeyeceklerini söyleyerek kilosu 45 Kuruştan 5 ton yaş üzüm kestikleri, ancak söz verdikleri peşin parayı ödemedikleri, katılana söz verdikleri çeki keşide edip vermedikleri,
Sanıklar …’in 28 Ağustos 2006 günü şikayetçi …’un yanına geldikleri, şikayetçi M.Şükrü Acar’da sağlamış oldukları güveni de kullanarak üzümünü almak istedikleri, şikayetçi …’nün telefon açarak kendisinin de bu şahıslara üzüm sattığını ve parayı peşin olarak vereceklerini söylemesi üzerine kilosu 45 Yeni Kuruştan yaş üzümünü sattığı, parasını ise kantarda ödeyeceklerini söyledikleri, kesilen yaş üzümün kantarda tartılmasından sonra sanık …’in aynı taktik ile parayı patronu olan sanık …’nin göndermediğini, … iline gidip kendisinden bizzat tahsil edebileceklerini söylemesi üzerine katılan …’in yanında diğer katılan … olduğu halde sanık … ile birlikte … ilinde sanık …’in bürosuna gittikleri, sanık …’nin kendilerini bir kaç gün oyaladıktan sonra bir daha büroya gelmemelerini söylediği,
Sanıklar …’nin şirket yöneticisi olarak diğer sanıklar …, …, …’in ise şirket adına hareket ederek katılanlara ait yaş üzümü satın almak için yürüttükleri ticari faaliyet sırasında katılanlarda sağladıkları güveni kötüye kullanarak kendi menfaatlerine yarar temin ettikleri, katılanlara ait yaş üzümün kesildikten sonra muhafazasının mümkün olmaması ve derhal tüketilmesi gereken bir ürün olmasından faydalanarak aldıkları yaş üzümün parasını kantarda ödeyecekleri hususunda nitelikli yalanda bulundukları, bu şekilde katılanları kandırarak üzümlerini kestikten sonra yaş üzümün beklemeyecek bir ürün olması nedeniyle katılanların zor durumundan faydalanmak suretiyle onları oyaladıkları, daha sonra ise … ilçesinden kaçtıkları olayda, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar … ve …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 16/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.