Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1202 E. 2014/15790 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1202
KARAR NO : 2014/15790
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri
Amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, … plakalı araç sahibi … …’ya kendisini … … olarak tanıttığı ve bu sırada … … adına düzenlenmiş sahte ehliyet kullandığı, söz konusu aracın satışı için … ile anlaştığı ancak aracı, bu işlerden anlar kişilere gösterip daha sonra parasını ödemek istediğini söylediği, bunu kabul eden …’ın aracı sanığa verdiği, ancak sanığın daha sonra, galericilik yapan katılan …’a kendisini … … olarak tanıttığı ve kendisini aracın kayıt sahibi … … olarak tanıtan temyiz dışı sanık … ile birlikte suça konu aracı 9.400 TL’ye …’a satmak üzere aralarında anlaştıkları, …’ın … … adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ile 29/01/2010 tarihinde noterden söz konusu aracın satışını katılan …’e verdiği, katılan …’tan satış bedeli olarak 8.400 TL elden ve kalan 1.000 TL’nin de daha sonra ödenmesi konusunda anlaştıkları, katılanın aracı kendi üstüne tescil edilmesi için işlem yaptırırken aracın çalıntı kaydının olduğunu öğrendiği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda,
Sanığın … .. karşı işlemiş olduğu dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından açılmış bir dava bulunmadığı zaman aşımı süresi içerisinde dava açılabileceği mümkün görülmüştür.
1-Sanık hakkında katılana karşı işlediği eylem nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde,
Sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında katılana karşı işlediği nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanığın üzerine atılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun cezasının 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası olduğu gözetilmeden, ayrıca cezanın da asgari hadden tayin edildiği halde, sanığın 3 yıl hapis cezası ve suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde denilerek 17.000 TL adli para cezasına ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.