YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12340
KARAR NO : 2013/15292
KARAR TARİHİ : 09.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar Verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesi: “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını yasal sınırlar içinde kullanabilme yetkisini düzenlemiştir. Öte yandan, anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde yer alan 740. maddesi ise başkasının mülküne taşarak zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibinin istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmaması halinde, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği ve kendi mülkiyetine geçirilebileceği hükmünü içermektedir. Görüleceği üzere bu madde ile de mülkiyetin taşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Buna göre, mülk sahibi bu hakkını, önceden istemde bulunmasına karşın taşan dalları uygun bir süre içinde kaldırılmadığı takdirde kendisi kullanabileceği gibi, bu zararın mahkeme aracılığı ile giderilmesini de isteyebilir.
Sanığın, katılanlara ait bahçede bulunan ağaçları keserek zarar verdiğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın katılanların bahçesinin kendi bahçesine sınır olduğunu ve sınırda bulunan ağaçların dallarının kendi bahçesinde bulunan fındık ağaçlarına zarar verdiğini bu sebeble ağaçların dallarını kestiğini savunması ancak 12.07.2010 tarihli olay yeri tespit tutanağında katılanlara ait bahçede bulunan 1 adet kiraz,1 adet erik,3 adet kestane, 2 adet fındık ağacının diplerinden kesildiğinin tespiti karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından,mahallinde keşif icrası ile suça konu kesilen ağaçların mülkiyetinin kime ait olduğunun ve kimin sınırlarının içinde kaldığının tapu kayıtları getirtilerek araştırılması ile, 12.07.2010 tarihli tutanağı düzenleyen tutanak mümzileri dinlenerek sanığın ağaçları dipten kesip kesmediğinin tespiti, dalların kesildiğinin anlaşılması halinde ise sanığın fındık ağaçlarına zarar verip vermediği,medeni hukuktan kaynaklanan bir hakkın kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi ile bütün delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. Maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.