YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1240
KARAR NO : 2014/7588
KARAR TARİHİ : 21.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’in yetkilisi olduğu …Limited Şirketi ile …’ın yetkilisi olduğu … Limited Şirketi arasında kömür alışverişi hususunda 22.08.2005 tarihinde düzenlenen her iki taraf yetkililerince de imzalanan sözleşme içeriğine göre; Tonya Madencilik Limited Şirketi tarafından, 500 ton ağırlığında kömürün, Sanık …’in yetkilisi olduğu … Limited Şirketine verileceğinin taahhüt edildiği, bu alışverişin karşılığında, sanık … tarafından hamiline düzenlenen 18.392 TL bedelli çekin,… Madencilik şirketine teminat olarak verildiği, …Limited Şirketi tarafından söz konusu çekin…Anonim Şirketine götürülerek devredildiği sırada, buradaki yetkili kişi tarafından, söz konusu çekin üzerindeki keşide tarihinin açık bir şekilde yazılmamış olduğu belirtilerek düzeltilmesinin istendiğinde; … Madencilik Şirketinin fiili ortağı olan; ancak anılan şirkette imza yetkisi bulunmayan sanık … tarafından çekin keşide tarihi tekrar yazılarak paraflanmasından sonra … Anonim Şirketine teslim edildiği, ödeme günü geldiğinde çekin bedelinin ödenmemesi üzerine, çeki elinde bulunduran Türkiye Anonim Şirketi tarafından söz konusu çekin … Madencilik Şirketine iade edildiği, … Madencilik Şirketi tarafından çekin imzasız olarak katılan …’ın yetkilisi olduğu … Limited Şirketine devredildiği, katılan şirket tarafından söz konusu çekin yasal süresi içerisinde tahsil amacıyla bankaya ibraz edildiği, karşılıksız kalması üzerine icra takibine konulduğu, sanık … tarafından Gebze Asliye Hukuk Mahkemesinde menfi tespit ve iptal davası açılarak, söz konusu çekin düzenlenmesine konu olan kömür verilmesi ediminin yerine getirilmemesine rağmen, söz konusu çekin kötüniyetli olarak katılan şirket tarafından devralındığı gerekçeleri ile söz konusu çekin ödemesinin, ciro edilmesinin durdurulmasının ve iptal edilmesinin istendiği, ayrıca sanık …’in, soruşturma aşamasında söz konusu çek üzerindeki tarih kısmında yapılan ekleme ve parafın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle çekin kambiyo senedi olma özelliğini yitirdiğini beyan ettiği, katılanın şikayet dilekçesi ile Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması üzerine başlayan soruşturma sonucunda ise sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edilmesi şeklinde geliştiği belirlenen somut olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların dolandırıcılık suçunu oluşturabilecek nitelikte hileli hareketler sergilediklerine ilişkin somut ve kesin bir delil elde edilemediği, resmi belgede sahtecilik suçunun kurucu unsurlarının somut olayda oluşmadığı gibi sanıkların suç işleme kasıtlarının bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanıkların beraatlerine yönelik kabullerde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 21/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.