YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12567
KARAR NO : 2013/10180
KARAR TARİHİ : 03.06.2013
Dolandırıcılık suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 62/1 ve 52/2 maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 200,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, verilen hapis cezasının aynı Kanun’un 50/1-b maddesi gereğince, mağdurun uğradığı 500,00 Türk lirası zararın aynen iade veya tazmin suretiyle giderilmesi seçenek tedbirine çevrilmesine dair Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/07/2012 tarihli ve 2011/461 esas, 2012/738 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 28/03/2013 gün ve 2013/4833/20566 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2013 gün ve 2013/128471 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinde ki, “Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs ve karşılıksız yararlanma suçlan tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca etkin pişmanlığın, cezadan indirim nedeni olduğu, kanuni bir indirim sebebinin aynı zamanda hapis cezasının infaz edilmiş sayılmasını gerektirecek şekilde koşul olarak belirlenmesinin mümkün bulunmadığı, aksine uygulamanın soruşturma sırasında zararı tamamen ve rızaen tazmin eden sanık aleyhine sonuç doğuracağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-1/1/8 esas,2007/152 karar sayılı ilamında da açıklandığı gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece “ .. asgari hadden uzaklaşılarak cezalandırmayı gerektiren neden bulunmadığından asgari hadden ceza tayini ile” denilerek hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen ayrıca gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınırın üzerinde tayin edilmek suretiyle çelişkiye düşülmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunun anlaşılması karşısında, bu yönden de Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığın”na sunulmasına, 03/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.