YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1280
KARAR NO : 2014/16548
KARAR TARİHİ : 15.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, katılanın çalıştığı işyerine gelerek kendilerini baba oğul olarak tanıttıkları, sanık …’ın ismini … olarak beyan ettiği, sanık …’in ise oğlu olduğunu ifade ettiği, sanıkların katılana LCD TV almak istediklerini söyledikleri, fiyatı 2300 YTL olan televizyonu beğendikleri ancak fiyatını düşünmek için işyerinden ayrıldıkları, yaklaşık yarım saat sonra saat sanık …’in gelerek televizyonu almaya karar verdiklerini söylediği, bunun üzerine katılanın televizyonu araca yükleyip, birlikte sanığın bildirdiği adrese doğru yola çıktıkları, …-… yolu üzerinde … Petrol isimli işyerinin karşısına geldiklerinde sanığın aracı durdurduğu, yolun karşısında petrolde bulunan sanık …’ı cep telefonu ile aradığı, olay yerine gelen sanık …’ın katılana … Petrol’e ortak olduklarını, kendisini petrolde beklediğini, oğlu ile birlikte televizyonu bıraktıktan sonra yanına gelmesini söylediği, bunun üzerine katılanın sanık … ile belirtilen adresin önüne geldiğinde sanığın televizyonu alarak ayrıldığı, katılanın da ürünün parasını almak için … Petrol’e gittiği, ancak burada sanık …’ın olmadığını gördüğü ve yaptığı araştırmada sanıkların petrol istasyonuna ortak olmadıklarını öğrendiğinin anlaşıldığı olayda, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “600 gün”, “500 gün” ve “10.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.