Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13173 E. 2015/27969 K. 01.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13173
KARAR NO : 2015/27969
KARAR TARİHİ : 01.07.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın … gazetesine satılık araç ilanı verdiği, ilanı gören şikayetçi …’nin ilandaki telefon numarasını aradığı, sanığın telefonu açarak kendisini … Devlet Hastanesinde doktorluk yapan … olarak tanıttığı, telefonda araç için pazarlık yaparak anlaştıkları, sonrasında sanığın hesap numarası vererek şikayetçiden kapora yatırmasını istediği, şikayetçinin ise 300 TL kapora yatırdığı ve ertesi gün gelip aracı alacağını söylediği, katılanın ertesi gün …’e giderek sanığı beklemeye başladığı, sanığın gelmemesi üzerine telefonla ulaşmaya calıştığı ancak ulaşamadığı, yine sanığın gazeteye ilan vererek aracını satmak istediği, katılan … ile telefonda pazarlık ederek anlaştıkları, sanığın kapora istemesi üzerine katılanın 150 TL parayı sanığın hesabına yatırdığı, katılanın aracı teslim almak için gittiğinde sanığa ulaşamadığı, böylece sanığın katılan ve şikayetçiye karşı ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, katılan beyanı, şikayetçi beyanı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre atılı dolandırıcılık suçlarının sanık tarafından işlendiğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “60 gün”, “30 gün”, “25 gün”, “500 TL”, ile “30 gün”, “15 gün”, “12 gün”, “240 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” , “2 gün”, “1 gün”, “20,00 TL”, “5 gün”, “2 gün”, “1 gün”, “20,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/07/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.