Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13240 E. 2014/1603 K. 30.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13240
KARAR NO : 2014/1603
KARAR TARİHİ : 30.01.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret, kasten yaralama, kamu malına zarar verme
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Mağdurlar polis memuru olup, önleyici hizmet kapsımında polis aracının içerisinde beklerlerken yanlarına gelen sanıklardan …’ın “Dün akşam bizim bıçağımızı aldınız, sizin bizim bıçağımızı almaya yetkiniz var mı, siz kendinizi ne zannediyorsunuz, üzerinizde üniforma var diye padişah mısınız lan” diyerek polis memurlarına hakaret ettiği, sanık …’ın bu esnada polis aracına tekme attığı, polislerin araçtan dışarı çıkıp sanıklara müdahale ettiği sırada sanık …’ın polis memuru …’nun bacağına tekme ile vururak, basit tıbbi müdahale ile iyileşebilir şekilde yaralanmasına neden olduğu, ardından sanıkların üçünün birden polis aracını tekmeleyerek zarar verdikleri somut olayda;
1-Sanık … hakkında kasten yaralama, sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 2008/11-250-2009/13 sayılı ve 07.04.2009 gün ve 2009/3-64-83 sayılı kararlarında açıklandığı üzere 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar aynı kanunun 231/12. maddesi gereğince itiraz yasa yolu açık olup, anılan kararının temyiz yeteneği bulunmadığı, sanık … hakkında kasten yaralama
suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı sanıklar müdafii tarafından yapılan itirazın İstanbul 2. Ağır ceza Mahkemesi tarafından 25.02.2013 tarih ve 2013/260 değişik iş sayılı karar ile rededilmiş olması ve CM’nın 271/4. Maddesi gereğince merciin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olması nedeni ile, sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükme ilişkin olarak da; hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması nedeni ile sanıklar müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE;
2-Sanıklar hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Şikayetçilerin beyanları ile dosya içerisinde bulunan olay tutanağı ve olay yeri inceleme raporu içeriğine göre sanıkların tekmeler ile vurmak suretiyle ekip aracının sağ ön farının yan kısmı ile sol ön çamurluğun ön tarafı ile sol ön kapı sol ayna altının ezilmesine sebep olmaları karşısında kamu malına zarar verme suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.