YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13251
KARAR NO : 2015/27336
KARAR TARİHİ : 23.06.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.
Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; katılan … 13/06/2008 tarihinde gazetede gördüğü satılık araba ilanı üzerine … Plakalı araca müşteri olduğu, kendisini aracın sahibi ve satıcısı … olarak tanıtan kişiyle 14.500 TL satış bedeli üzerine anlaştıkları,16/06/2008 tarihinde buluşarak 13.000 TL yi kendisini … olarak tanıtan kişiye vererek birlikte …. Noterliğe gittikleri, … kimliğini kullanan kişinin araca ait trafik ve tecsil belgesi ile kimliğini katılana verip “Babam aşağıda gidip konuşayım” diyerek Noterlikten ayrıldığı ve bir daha da gelmediği, suça konu 2 adet … sayılı plaka ve bu plakalara düzenlenmiş trafik ve tescil belgeleri üzerinde İzmir Kriminal Laboratuarı tarafından yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda plaka ve ruhsat belgelerinin sahte olduğu ve aldatma kabiliyetlerinin bulunduklarının belirlendiği, sanığın … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle kendisine ait olmayan çalıntı ve üzerinde sahte plaka ve belgeler bulunan aracı …’a satıp 13.000 TL parasını almak şeklindeki olayımızda,
Sanığın savunmasında aynı suçtan Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesin de yargılandığını ve mahkumiyetine karar verildiğini beyan etmesi karşısında, UYAP sistemi kayıtlarının incelenmesi sonucu sanık hakkında şikayetçi …’ye ait aracı 04.06.2008 tarihinde çaldığı iddiasıyla hırsızlık suçundan açılan davada 15.06.2010 tarihinde 2009/623 Esas 2010/548 Karar sayılı karar ile TCK’nın 142/1-b maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmiş olup dosyanın Yargıtay 17. Ceza Dairesinde temyiz incelemesi için beklediği anlaşılmakla teblignamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
1-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda”
ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda belgelerdeki sahteciliğin farklı zamanlarda yapıldığına dair delil bulunmaması karşısında, zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığa verilen cezanın TCK’nın 43/1. maddesi gereğince artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.