Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/14013 E. 2015/29713 K. 08.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14013
KARAR NO : 2015/29713
KARAR TARİHİ : 08.10.2015

.
MAHKEMESİ : .Ağır Ceza Mahkemesi
.
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
……..A.Ş. ticari ünvanlı şirketin yönetim kurulu başkan vekili ve İstanbul 9. Noterliğince düzenlenen 05.06.2008 tarih ve 7535 yevmiye no’lu imza sirkülerine göre anılan şirketi S.. Y.. (yönetim kurulu başkanı) ile birlikte, şirket kaşesi altına müştereken atacakları imzalarıyla temsil ve ilzâma yetkili olan sanık …..ın, bilerek-isteyerek şirketin …… şubesi nezdindeki hesabından verilme, suça konu 27.03.2009 keşide tarihli, 60,702.78 TL bedelli, 7009485 seri nolu çek yaprağını, ……nın keşideci imzası takliden atılarak-attırılarak ticari ilişki içinde oldukları bildirilen ………A.Ş. namına tanzim edip-ettirip tedavüle sokması, ciro yoluyla katılan …….Ltd. şirketine intikal eden çekin 02.02.2009 tarihinde ibrazında karşılığının bulundurulmayıp, ödenmemesi eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; ……A.Ş’nin suç tarihinde yönetim kurulu başkanı olan tanık …..’nın 08.09.2011 tarihli duruşmadaki beyanından önceki soruşturma ve kovuşturmalarındaki ifadelerinde suça konu çekteki (alt soldaki) imzanın kendisine ait olmadığını söylemesi, sanık ……’ın ise 01.04.2011 tarihli duruşmada çeki kendisinin imzaladığını ancak Selma’nın imzasının şirket muhasebecisi …… tarafından ikmal edilerek …A.Ş.’ye verilmiş olabileceğini, bu hususta Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını savunması karşısında; 02.12.2009 ve 12.04.2010 tarihli bilirkişi raporlarına konu, suça konu çek yaprağı ile diğer çek yapraklarının hamili ……A.Ş.’ye aynı tarihte düzenleyip verilmiş çekler olup olmadığının araştırılması, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 25.05.2010 tarih ve 2010/19 E, 152 K sayılı dosyasının akibetinin sorulması, davaların birleştirilip birleştirilemeyeceğinin değerlendirilmesi, şirket muhasebecisi …….’ın tanık olarak dinlenip, karşılaştırmaya esas imza, yazı, rakam örneklerinin alınması ve suça konu çekteki Selma’ya atfen atılı keşideci imzasının ve çekteki yazı-rakamların ona ait olup olmadığının uzman bilirkişiden alınacak raporla öğrenilmesi, yetkili Selma’nın imza yetkisini sanığa veya bir başkasına devredip devretmediğinin açıklığa kavuşturulması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı biçimde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.