YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1402
KARAR NO : 2014/16165
KARAR TARİHİ : 13.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’nun, … isimli işyerinin kayden yetkilisi olduğu, işlerin fiilen eşi diğer sanık … tarafından idare edildiği, sanık …’in, katılan şirketle daha önce sürekli mal alışverişinde bulunduğu, olay tarihinde de, önceki bir borca karşılık olmak üzere, Keşidecisinin Kurtça … isimli kişi olduğu, 15.000 TL bedelli müşteri çekini katılan şirkete verdiği, katılan tarafından, çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığının belirlendiği, yapılan icra takibi sırasında sanık …’nun ciro altındaki imzanın kendisine ait olmadığını gerekçe göstererek itirazda bulunduğu, daha sonra alınan ifadesinde ise, eşine işlerin idaresi ve çek imzalaması için daha önce vekaletname verdiğini, eşinin imzaladığı suça konu çekten sonradan haberinin olduğunu ve çeke konu borcu kabul ettiğini, ödeme yapacaklarını belirttiği, sanık …’in de, suça konu çeki, eşinin muvafakati ile imzaladığını, işleri vekalete dayalı olarak kendisinin fiilen idare ettiğini, katılana olan borcu kabul ettiğini ve suç işleme kastı bulunmadığını belirttiği, yapılan incelemede, ciro altındaki imzanın sanık …’e ait olduğunun belirlendiği, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek, ciro altındaki imzayı başkasına imzalatıp imzaya itirazda bulunmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık …’nun, çekin diğer sanık tarafından imzalanması yönünde önceden muvafakatinin bulunduğu, katılan şirketin, daha önceki ticari ilişkiler çerçevesinde sadece sanık …’nun imzaya yetkili olduğunu bildiği, zaten kaşenin altında sanık …’nun adının yazdığı, bu nedenle ortada bir hilenin veya aldatmanın bulunmadığı, ayrıca çekin önceden … borca karşılık olarak katılana verildiği, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/03/1998 tarih ve 6/ 8-69 E. K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde, zarar veya borç kandırıcı nitelikte davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının unsurları itibariyle oluşmayacağının anlaşılması karşısında bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 13/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.