YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1404
KARAR NO : 2014/8235
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak
kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’in …’nde posta dağıtıcısı olarak görev yapmakta iken 10.12.2007 tarihinde sözleşmesinin feshedilerek işten çıkartıldığı, sanık …’in görevi sırasında kendisi ve ailesi için verilen sağlık karnelerini kuruma iade etmediği, kızı sanık …’nin iade edilmeyen bu sağlık karnesi ile 16.07.2009 tarihinde Gazi Üniversitesi Hastanesine başvurarak sağlık yardımından faydalandığı, bu şekilde menfaat temin ettikleri iddia edilen olayda; suç tarihinde sanık …’in …’da ikamet ettiği, kızı sanık …’nin ise …’da öğrenci olduğu, babasının işten ayrıldığını bilmeyen sanık …’nin rahatsızlanması üzerine üzerinde bulunan sağlık karnesi ile Gazi Üniversitesine gidip tedavi olduğu, durumun ortaya çıkması üzerine kurumun zararının giderildiği anlaşıldığından sanıkların dolandırıcılık kastı ile hareket ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak tecziyelerine yeterli nitelikte kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatlarına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 28/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.