YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14759
KARAR NO : 2015/29120
KARAR TARİHİ : 29.09.2015
MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; park halinde bulunan……………. plaka sayılı, 1991 model, Fatih marka kamyonun motor ve şasi etiket puntolarında oynama olduğunun belirlenmesi üzerine yapılan soruşturma da aracın şikayetçi H.. Ö..’a ait olduğunun, H.. Ö..’ın bu aracı …………… isimli şahıstan satın aldığı, aracın 2005 yılında kaza yapması üzerine Sanayi Sitesinde iş yeri olan sanık Ömer’e getirerek tamiri konusunda anlaştığı, sanığın motorun, işe yaramaz parçalarının ve damperinin değişmesi gerektiğini, damperi ayrı iş yeri olan kardeşi…………. alıp takabileceklerini söylediği, şikayetçinin de bunu kabul ettiği, şikayetçinin aracı hasarlı haliyle sanığa bıraktığı, aradan belli bir süre geçtikten sonra şikayetçinin tamir ücretini ödeyip aracı teslim aldığı, aracın Halil’e teslim edildikten sonra şikayetçinin bu aracı kullanmakta iken görevli polis memurlarınca yapılan denetimde şasi ve etiket puntolarında oynama olduğunun belirlendiği, araca monte ettiği bazı parçaların 12/11/2005 tarihinde ………….. Petrol Ürünleri Nakliye İnş. Taah. Paz. Ltd. Şti. adına kayıtlı olan ……………. sahibi olduğu ve İstanbul’da çalınan ………………. plaka sayılı aracın parçalarının olduğunun tespit edildiği, araç ruhsatının değiştirilen numaralara uygun olduğu, iddia ve kabul olunduğu olayda, sanığın eylemini kamu kurumu olan Trafik Tescil Müdürlüğü’nün maddi varlıklarından olan belgeler kullanılarak gerçekleştirdiği, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde tarifini bulan kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair delilleri takdir etme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu gözetilmeden, görevsizlik kararı verilmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına, 29.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.