Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/14906 E. 2013/13381 K. 17.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14906
KARAR NO : 2013/13381
KARAR TARİHİ : 17.09.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Açık kimlikleri tespit edilememesi nedeniyle haklarındaki evrak tefrik olunan kişilerin soba ticareti yapan katılan …’ın … yerine giderek … Betondan geldiklerini ve şirkete soba alacaklarını söyleyerek
anlaşma sağladıktan sonra nakliyecilik yapan sanık … aracılığı ile bahse konu sobaları alıp, karşılığında diğer katılan …’ın Türkiye … hesabına ait 6.500 Tl bedelli çalıntı çeki vermek suretiyle sanığın kimliği tespit edilemeyen şahışların eylemine katıldığı iddia edilen olayda; sanığın ücret karşılığında sobaları naklettiğini ileri sürmesi, çek hesabı sahibi olan katılanın, çekteki imanın kendisine ait olmadığını beyan etmesi ve yapılan bilirkişi incelemesinde de imzanın katılana ait olmadığının tespit edilmesi karşında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; sanığın imza ve yazı örneklerinin yanı sıra başka amaçla atılmış samimi imzalarını içeren belge asılları temin edilerek, çekteki yazı, rakam ve imzaların sanığın el ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.