YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14946
KARAR NO : 2014/3870
KARAR TARİHİ : 03.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet, Görevi yaptırmamak için direnme, Görevli memura hakaret, Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıkların birlikte alkol aldığı, restauranttan ayrıldıktan sonra sanık …’in yüksek derecede alkollü olmasına rağmen… plakalı aracı kullanmaya başladığı, araç ile gezdikleri sırada sanık …’ın yanında taşıdığı adli emanetin 2010/249 sırasında kayıtlı ruhsatsız tabancayı sanık …’e verdiği, sanık …’in suça konu tabancayı beline koyduğu, sanıkların birlikte bir süre sanık …’in sürücüsü olduğu araçla dolaştıktan sonra hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen …’ın evine gittikleri, …’ın sanıklara katıldıktan bir süre sonra aracı kullanmaya başladığı, sanık …’in tek kollu olmasına rağmen araç kullandığını gören bir şahsın alkollü bir şekilde araç kullandığını Emniyet Müdürlüğü’ne bildirmesi üzerine … plakalı aracın … kod no’lu ekip görevlilerince… Bankası önünde durdurulduğu, aracın durdurulduğu sırada sanık …’in belinde bulunan ruhsatsız tabancayı aracın sağ ön tarafında bulunan koltuğun alt tarafına koyarak sakladığı, yapılan kontrolde araç sürücüsü olan …’ın sürücü belgesinin
bulunmadığının tespit edildiği, bu sırada sanık …’in araçtan inerek görevli polis memurlarıyla tartışmaya başladığı, tartışmaya bir süre sonra diğer sanık …’nin de dahil olduğu, tartışma sırasında müşteki sanık … ve sanık …’ün ifa ettikleri görevden dolayı müşteki polis memurlarına sinkaflı sözlerle ve “Orospu çocukları, …’lı orospu çocukları” sözleriyle hakarette bulundukları, sanık …’in etkisiz hale getirilerek karakola götürülmek amacıyla ekip aracına bildirilmek istendiği sırada ekip aracına binmemek için direnmeye başladığı, bu sırada polis memuru müşteki …’a yumrukla vurarak basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaraladığı, sanık … ve sanık …’ün biber gazı sıkılmak suretiyle etkisiz hale getirildiği ve ekip aracına bindirildiği, bu sırada sanık …’ın … plakalı aracın açık olan sağ ön kapı camından içeri sarkmaya çalıştığının fark edilmesi üzerine aracın açık olan camından bakıldığında koltuğun altında gizlenmiş halde bulunan adli emanetin 2010/249 sırasında kayıtlı tabancanın görüldüğü, yapılan arama sonucunda suça konu tabancanın polis memurları tarafından bulunarak el konulduğu, tabanca üzerinde yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda tabancanın ve şarjöründe bulunan 7 adet fişeğin 6136 sayılı Kanuna göre yasak niteliği haiz ateşli silah ve fişeklerden olduğunun tespit edildiği, olay nedeni ile sanıklar … ve …’nin gözaltına alınarak İlçe Emniyet Müdürlüğü nezarethanesine konulduğu, sanık …’in nezarethaneye alınmasından sonra nezarethanenin demir parmaklıklarına tekme ve kafayla vurmaya başladığı ve nezarethanenin soldan sekizinci demir parmaklığını kırarak iki parçaya böldüğü, bunun üzerine karakolda görevli polis memurlarının müdahale ederek sanık …’i etkisiz hale getirdikleri olayda; sanık … hakkında kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, sanıklar … ve … haklarında hakaret ile sanıklar … ve … haklarında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.