Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1506 E. 2014/16470 K. 15.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1506
KARAR NO : 2014/16470
KARAR TARİHİ : 15.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçiden yapmış olduğu alışveriş karşılığında, sahibi olduğu şirketin çek hesabına ait keşide edilen 58.700 TL bedelli çeki verdiği, şikayetçinin süresi içinde çeki bankaya ibraz ettiği, ancak çekin karşılığının olmadığını öğrendiği, sanığın söz konusu çeki kendisinin keşide etmediğini, ancak çekin kendilerine ait olduğunu beyan ettiği, yapılan kriminal incelemede, çekin sahte olarak düzenlendiğinin tespit edildiği, sanığın çekteki imzayı ortağının attığını beyan ederek sahte düzenlenmiş çeki şikayetçiye verdiği, çek bedelinin ödeneceğini belirterek, bu hususta protokol yazısı yazdığı ve şikayetçide güven oluşturduğu, çekin elinden rızası hilafına çıktığına dair bankaya müracatının olmadığı ve hakkında yapılan icra takibine de imza inkarında bulunmadığı, sanığın çekin sahte olduğunu bilerek şikayetçiye verdiği, bu eylemiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık ile katılan arasındaki uyuşmazlığın önceden varolan alacak-borç ilişkisinden kaynaklandığı ve hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, sanığın üzerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilerek, yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmadığından bahisle verilen beraat kararında isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.