Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15141 E. 2015/29916 K. 13.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15141
KARAR NO : 2015/29916
KARAR TARİHİ : 13.10.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan Ö.. A..’ın beyaz eşya satım işi ile uğraştığı, sanığın beyaz eşya satın almak amacıyla katılanın yanına geldiği, alışveriş sonucunda dava konusu çeki ciro ederek katılana verdiği, katılan Ö.. A..’ın çekin ön ve arka yüzündeki yazıların benzer olması sebebiyle şuphelenerek çeki bankaya sorduğu sorun olmadığını öğrendiği, ancak hesap sahibi olan diğer katılanın telefonunu alarak çeki katılan K.. K..’a sorduğu katılanın işyerinden kendisine ait çeklerin çalındığı, söz konusu çeklerden 15/10/2005 ödeme tarihli, 7000 TL bedelli, …….. şubesine ait 311050 seri numaralı çeki keşide etmediğini, çekin çalıntı olduğunu öğrendiği, katılan …..in alışveriş karşılığında sanığa 1300 TL değerinde cep telefonlarını hemen verdiği, geri kalan eşyaları ise sanığın adresine göndereceği, böylece sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin idida edildiği olayda; sanığın savunmasında çekin kendisine ait olmadığını söyleyerek suçlamayı kabul etmediği ancak söz konusu çeki ciro ederek katılana verdiğini ikrar ettiği, yapılan bilirkişi incelemesinde çekin gerçek olduğu, çekin ön ve arka yüzündeki yazıların aynı elin ürünü olduğunun anlaşılması karşısında, sanık beyanları, katılanlar beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik aşağıda belirtilen nedenler dışında mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş sanığın katılandan 7000 TL değerinde alışveriş yapması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanığın Eskişehir 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 23/03/2004 tarih ve 2003/1281 esas 2004/301 sayılı kararı ile aldığı 02/04/2005 tarihinde infaz edilen tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına”Sanık hakkında adli sicil kaydındaki tekerrüre esas Eskişehir 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 23/03/2004 tarih ve 2003/1281 esas 2004/301 sayılı kararı ile aldığı 02/04/2005 tarihinde infaz edilen ilamı nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince mükerirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” fıkrasının eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.