Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15143 E. 2015/29918 K. 13.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15143
KARAR NO : 2015/29918
KARAR TARİHİ : 13.10.2015

MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Yukarıda izah edilen dairemiz görüşleri ışığında:
Kendini H.. E.. olarak tanıtan sanık İ.. D..’in diğer sanık Y.. Y.. ile birlikte davada bahsedilen traktör ile ilgili olarak sahte düzenledikleri evraklarla, bu traktörü 37.500 TL karşılığında katılana sattıkları, aracın devrine ilişkin resmi işlemlerin Trafik Denetleme Sicil Amirliği’nde yapıldığı sırada evraktaki sahteciliğin anlaşıldığı, bu durumun ortaya çıkmasından sonra, sanık İ.. D..’in katılanın ödediği paranın bir kısmını iade ettiği, katılanın kısmi ödemeye rıza göstermediği belirtilen olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık Y.. Y.. müdafiinin temyiz aşamasında sunduğu temyiz dilekçesinde katılanın zararını hükümden önce karşıladığına dair ödeme protokolü sunduğunun anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından katılanın duruşmaya çağrılarak, sanıklar tarafından zararının ödeme protokolü kapsamında tamamen karşılanıp karşılanmadığı, kısmi tanzim varsa katılanın bu duruma muvafakat verip vermediği sorularak, sanığın etkin pişmanlık gösterip göstermediğinin de değerlendirilerek, sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 168/2 maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların ve sanık Y.. Y.. müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı sair yönleri incelenmeksizin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.