Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15151 E. 2015/29793 K. 12.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15151
KARAR NO : 2015/29793
KARAR TARİHİ : 12.10.2015

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, suç tarihinden önce aralarında müvekkil-avukat ilişkisi bulunan katılanı vekillikten azlettiği, katılan tarafından sanık aleyhine açılan alacak davasında vekalet ilişkisine dayanan borcunu ödediğine ilişkin aslı temin edilemeyen 23/01/2009 tarihli 1.500 TL’lik, 24/02/2009 tarihli 350 TL’lik iki adet noter onaylı makbuzu mahkemeye ibraz ettiği, sahte olarak oluşturulan iki adet makbuzu kullanmak suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanık savunması, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre;
1-Sanığın katılana yönelmiş suç tanımına uygun hileli davranışlarından bahsedilemeyeceğinden dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Özel belgede sahtecilik yönünde, dosya içerisinde suça konu makbuz asıllarının bulunmadığı, belge aslının bulunmaması halinde, belgenin unsurlarını irdeleme imkanının olmayacağı ve aldatma kabiliyetinin olup olmadığının belirlenemeyeceği dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, suça konu belge aslının nerede olduğunun araştırılması, bulunması halinde, dosyaya getirtilerek, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da gözetilip, söz konusu belgenin mahkeme heyeti tarafından incelenip özelliklerinin zapta geçirilmesi, bu şekilde, sahtecilikte aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti, sanık ve adına belge düzenlenen katılana ait imza örneklerinin de usulüne uygun olarak alınarak, mukayeseye elverişli belge asıllarıyla birlikte kriminale gönderilerek, söz konusu belgedeki imzanın kime ait olduğu, belgenin tamamen sahte olup olmadığı hususlarının kesin olarak belirlenmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği halde, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre de; 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği, hükmün açıklanasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, aynı maddenin 6.fıkrası gereğince “Sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda bir kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilip giderilmediği” hususlarını irdeleyen gerekçeye dayandırılması gerektiği halde, aynı maddenin 7. fıkrasında yer alan “Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez” hükmüne yanlış anlam verilerek, sanık hakkında tayin edilen hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceğinden bahisle, 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesiyle değişik CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin hükmün sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.