YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15177
KARAR NO : 2015/29774
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir.
Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.
Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık O.. T..’ın katılan H.. A.. ile birlikte ortak ayakkabı dükkanı işlettikleri, H.. A..’a ait 0489028 seri numaralı 1.750 TL bedelli çekin sanık tarafından işyerinden alınarak çek hesabı sahibinin bilgisi ve rızası olmadan keşide edilip toptan ayakkabı ticareti yapan katılan M.. A..’ya verildiği, sanığın çek bedeli kadar ayakkabı aldığı, M.. A..’nın çeki bankaya ibrazında karşılığının bulunmaması üzerine çekte keşideci olarak gözüken çek hesap sahibi H.. A.. hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan suç duyurusunda bulunduğu, yapılan soruşturmada suça konu çekteki imzanın katılan H.. A..’a ait olmadığının anlaşıldığı, sanığın bu şekilde çek hesabı sahibi tarafından verilmiş yasal bir yetki ve rıza bulunmaksızın suça konu çeki tanzim ederek resmi belgede sahtecilik ve çeki aldığı mala karşılık vermek suretiyle dolaşıma sürerek nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
Sanığın suça konu çeki keşide ederek ayakkabı ticareti yapan katılan M.. A..’ya vermek suretiyle çek bedeli kadar ayakkabı aldığı, her ne kadar katılan H.. A.. suça konu çekin sanık tarafından kendi bilgisi ve rızası dışında keşide edildiğini belirtmiş ise de, katılan M.. A..’nın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde sanığın kendisinden 5 kez mal aldığını ve karşılığında çek kestiğini, ilk birkaç çekin ödendiğini, ancak suça konu çek ile diğer bir kaç çekin ödenmediğini, çek karşılığında verilen mallar için faturaları da katılan Hüsnü adına kestiğini beyan ettiği gözetildiğinde, mahkeme tarafından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamede sanığın baştan itibaren dolandırıcılık ve sahtecilik kastı ile hareket edip etmediği araştırılmadığından bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.